- Posts tagged Movies
- Explore Movies on posterous
Pursuit of Happyness - Umudunu Kaybetme
- Will Smith - Pursuit of Happyness
Christopher McCandless ve Tuhaf hikayesi
Ice Age 3'ü izledikten sonra film izleme arzumun yerine geldiğinden bahsetmiştim. Bu doğrultuda birkaç gün önce Sean Penn'in "Into the Wild"ını izledim. Film sadece film olmaktan öte bir felsefeyi, bir anlayışı, görüşü anlatmaya çalışıyordu ve filme hikayesi konu olan Christopher McCandless'ın hayatı ilgimi çekti. Filmden de yola çıkarak McCandless'ın hikayesinden bahsetmek istedim.
Christopher McCandless 12 Şubat 1968'de Güney Kaliforniya'da doğdu. 6 yıl ailesiyle birlikte El Segundo kasabasında yaşadıktan sonra Washington yakınlarındaki Annandale kasabasına taşındılar. Christopher'ın babası Walt McCandless NASA'da çalışıyordu, annesi(Wilhelmina "Billie" McCandless) ise önce Hughes Aircraft şirketinde sekreterlik daha sonra da evinden yürüttüğü bir başarılı bir danışmanlık işi yaptı. McCandless ailesinin finansal durumu çok iyi olmasına rağmen aile içinde hep sorun yaşanıyordu. Walt ve Wilhelmina pek çok kez ayrılığın eşiğine gelmişlerdi. Walt'ın Wilhelmina'ya şiddet uyguladığı da yazılanlar arasında.
Ailedeki diğer sorun ise Chris'in babası Walt'ın daha önceye ait bir evliliğinin ve bu evliliğe ait çocuklarının bulunmasıydı. Öyle ki Chris ve kız kardeşi Carine doğduğunda dahi Walt McCandless'ın önce ki evliliği henüz bitmiş değildi. Ve Christopher bunu bir yaz tatilinde Kaliforniya'ya yaptıkları seyahette öğrendi.
Ice Age 3, Harika!
Çok uzun zamandır film izleyemiyordum. Yaklaşık 6 aydır, hangi filmi izlemeye kalkışsam sıkılıp bırakıyordum(Benjamin Button, Top Secret...). Bu film orucunu Ice Age 3 ile bozdum. Pazartesi sabahı Mars Entertainment Group'un davetiyle Ice Age 3'ü izlemeye gittim. Öncelikle Cinebonus'taki ekranlarda dönen fragmanlar ben de film izleme isteği uyandırdı. Sonrasında da Ice Age beni eski günlerime götürdü.
Real 3D ile gösterilen ilk filmmiş Ice Age 3. Çok da iyi geldi. Öncelikle ikinci filmden kat kat iyi olduğunu söyleyebilirim. 1. film kadar iyi.. Ben ikincisini hiç sevmemiştim.
Scrat'in aşkı bulduğuna tanık oluyoruz 3. filmde. Sid ise yine hem sevimli hem de baş belası. Ama bu film için en önemli nokta Real 3D ile gösterilmesi. Bu teknoloji gerçekten harika, sinema salonuna kar yağıyor zannettim bir ara:) Ve sonra dinazorlarla iç içeydik... Normal görüntüden apayrı bir tecrübe, kesinlikle tavsiye ediyorum. Filmin müzikleri çok hoş. Müzikleri derken aslında ses efektlerini kast ediyorum. Sadece sesleri dinleseniz, çizgi film olduğunu anlamazsınız. Bunun yanında görüntüler yıllar geçtikçe çok daha güzelleşiyor, gerçekçi hale geliyor. Filmde öyle bir karakter var ki, izle izle doymazsınız. Birazcık Jack Sparrow, birazcık da Rambo'dan bozma bir karakter... Ama bulunduğu sahnelerde o kadar çok eğlendiriyor ki o olmasa filmin hiçbir tadı kalmayacak. Bir de ufak dinazorlar.. Onları da unutmamak lazım:) Bu tip animasyonların artık 'çocuklar için' olmadığına da karar verdim bu filmde. Çünkü yaşı hayli ablalar abiler çocuklardan daha fazla eğlendiler, benim gibi tıpkı:=)Geleceğin Sinema Salonu../Futuristic Movie Theatre in Hong Kong
Hong Kong'ta mimar James Law tarafından yapılan, bilim-kurgu filmlerinden çıkmış bir sinema salonu var. İnanması güç ama toplamda altı salondaki altı yüz koltuğun genişlikleri 1.2 metre ve hepsi de deriden. Üstüne üstlük 39 kişilik V.I.P salonu da mevcut, dileyenlere... Fotoğraflara baktığınızda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız:
"The six auditoriums have a capacity for over 600 cinema-goers. AMC Pacific Place boasts Hong Kong’s best three-way SRD-EX audio system for crystal clear sound reproduction. Comfort has clearly been considered throughout the cinema’s design as each theatre has been upholstered with sumptuous French leather seats; and to top it off, it is the only cinema in town with all-in-one washrooms to guarantee the utmost comfort and privacy. The VIP theatre provides seating for 39 and is the ultimate venue for intimate corporate receptions and private parties. All seats measure a generous 1.2 metres in width with plenty of leg room to spare. The VIP room creates a luxurious space that is clean and modern in design and feel. (tinsiders)"
"The six auditoriums have a capacity for over 600 cinema-goers. AMC Pacific Place boasts Hong Kong’s best three-way SRD-EX audio system for crystal clear sound reproduction. Comfort has clearly been considered throughout the cinema’s design as each theatre has been upholstered with sumptuous French leather seats; and to top it off, it is the only cinema in town with all-in-one washrooms to guarantee the utmost comfort and privacy. The VIP theatre provides seating for 39 and is the ultimate venue for intimate corporate receptions and private parties. All seats measure a generous 1.2 metres in width with plenty of leg room to spare. The VIP room creates a luxurious space that is clean and modern in design and feel. (tinsiders)"
Recep İvedik
Bir ay önce fragman yayınlandı. Herkes koptu, "Şahan yine yaptı yapacağını" demiştik. Recep İvedik karakteri özellikle "Kim 500 Bin İstemez ki!" yarışması ile kendini gayet sevdirmiş ve bizi gülmekten yerlere yatırmıştı. Bunun yanında her yerde de Recep İvedik geyikleri dolaşmaya başlayınca... Bu filme gitmek farz oldu. Gittim. Çıkar çıkmaz da "gidip düzgün bir film izlemek istiyorum" dedim kendi kendime. Öyle ki, tüm film Recep İvedik üzerine kurulmuş, en fazla on tane farklı çeşit espri ve güldürü unsuru vardı filmde. Ya İvedik'in tokatına, tekmesine, ya küfürüne, ya da toplum içinde düştüğü komik duruma gülüyorsunuz. Esprilerde zeka unsuru neredeyse hiç yok. Tamam, Şahan Gökbakar'ın yarattığı bu karakterin başarısız olduğunu söyleyemem. Ama bu filmle bu karakteri öldürdü diyebilirim. On üzerinden beş, en iyi ihtimalle...




