Özel Alışveriş Siteleri vs. Kullanıcı Dostu Alışveriş

Özel Alışveriş sektörü sürpriz bir şekilde büyümeye devam ediyor. Sürpriz diyorum çünkü; 2010 2. yarısına kadar sektör büyümeye devam etti. Markafoni, Limango, Trendyol önderliğinde Onstil, Clubboon, Markalonga, Vipdükkan gibi oyuncular girdi sektöre. Fakat sonrasında Grup Alışverişin müthiş ivmesi, Özel Alışverişin önünü biraz kesti. Oradaki ivmeyi doyasıya yaşadık (şu anda 70 Groupon klonu var Türkiye'de). Son 2 ayda ise Özel Alışverişte tekrar bir hareketlenme oldu: Modajenik, Morhipo, Daybuyday gibi "sıradan" olmayan oyuncular adım attı sektöre. Benim ele almak istediğim, mevcut Özel Alışveriş sitelerinin ne kadar User-friendly olduğu. Markafoni

Media_httpafsinavcico_ohvxn
Markafoni'nin bir önceki versiyonunda filtrelerden "Tükenenleri Gizle"yebiliyorduk. Fakat ne hikmetse artık yapamıyoruz. Bu sayede toplu ürün sayfasında daha fazla vakit geçiriyoruz. Daha fazla ürün görüyoruz. Bir de tabii siparişlerin teslimat sürelerini unutmamak lazım. 2 haftada evinize geliyorsa, bu iyi bir şey!

Trendyol Trendyol'un kullanıcılara davranışı, Markafoni'den daha da kötü. Filtreleme özellikleri arasında Fiyata Göre Sırala seçeneği bile yok ki Tükenenleri gizle seçeneği olsun. Mesela 120 ürünlük bir kampanyada hiçbir filtreleme özelliği olmadan ürünlerin hepsini en aşağıya kadar incelemeniz gerekiyor; fiyatını ve stok durumunu öğrenebilmek için. Trendyol bu özellikleri bilerek geliştirmiyor. Tıpkı Markafoni'nin Tükenenleri Gizle seçeneğini özellikle kaldırması gibi.
Media_httpafsinavcico_itdxo
Teslimat konusu Trendyol'da da çok farklı değil. Markafoni'ye göre biraz daha hızlı olduğunu söyleyebilirim kişisel tecrübelerimden. Ama Kargo Takip Numarasını öğrenemiyorsunuz site üzerinden. Sadece kargoya verildi bilgisini iletiyor. Daha fazlası değil. Limango Limango'nun da filtreleme özelliği başarısız. Mesela aynı anda hem Fiyat sıralaması yapıp hem de Tükenenleri Gizle diyemiyorsunuz. Bunun yanında Limango'nun altyapısal olarak hantallığı da cabası. Ha bir de sadece 3D Secure ile ödeme yapabiliyorsunuz ki benim canımı en çok sıkan bu. Sanal POS'ta normal ödeme yapamıyorum. Her checkout'a gelişimde bünyemi bir sinir kaplıyor.
Media_httpafsinavcico_bhbsl
Markalonga, Onstil, Alamarka, Clubboon, Vipdükkan... Bunlardan bahsetmiyorum. Benim görüşüm, ömürlerinin çok uzun olmayacağı yönünde. Sektörün 3 atlısını Daybuyday, Morhipo ve Modajenik arkadan kovalayacaktır. Arkalarındaki güç bunu işaret ediyor. Yeni oldukları için çok bir fikrim yok. Fakat şunu söyleyebilirim; Morhipo farklı olmasıyla avantajlı. Teslimatı 1 gün yapması(şimdilik kendi stoklarından gönderdiği için böyle), farklı kampanyaları tek siparişte birleştirmesi... Ama mevcut site altyapısı neredeyse berbat.(İlk gün alışveriş bile yapılmıyordu, şimdilerde biraz düzeltmişler.) Özel Alışveriş sektöründe sipariş hacimleri artıyor. Kampanya sayıları artıyor. Şirketler yatırım alıyorlar ard arda... Büyük tekstilciler sektöre giriyor... Tüm bunlar olurken, özellikle top 3, user friendliness için aldıkları yatırımın ufak kısımlarını kullansalar, o "cin fikirlerinden" daha güzel bir iş yapmış olurlar.

Groupon Tarzı

Groupon'un durdurulamaz yükselişi devam ediyor. Google'dan gelen 6 milyar $lık teklifi reddettikten sonra şirket değerlemesi yükselmeye devam etti. SosyalMedya.Co'da güzel bir infografikle karşılaştım. Birkaç nokta dikkatimi çekti: 1- Groupon'un söylemi: %50'den %90'a tasarruf et. Ortalama indirim oranı %57 çıkmış. Normalde reklamlarda kullanılan oranlar hep %70'lerin üzerinde. Yani, Reklam Kokan Hareketler Bunlar.. 2- 2010 için beklenen gelir 2 milyar $, beklenen kar ise 500 milyon $. Bu rakamlar müthiş! Henüz 2.5 yıllık bir şirket için.. 3- 150 partner ile yapılan araştırmada bunların %66'sı Groupon modelini kendileri için karlı buluyor. 4- Groupon müşterilerinin %77'si kadın. 5- Groupon'dan fırsat alanların %70'inin yıllık geliri 50.000$ üzerinde. Aynı zamanda infografikte yer alan hem olumlu hem de olumsuz yorumlar dikkat çekici.
Media_httpsosyalmedya_hvykj

Reklamverenlerin Affiliate Reklamlarına Bakışı

Affiliate Marketing yazı serisine devam ediyorum. Şu ana kadar konu hakkında yazdığım yazılar şöyle: Affiliate Marketing’e Giriş Affiliate Nedir? Affiliate Modelinde Reklam Tipleri Ajansların Affiliate Reklamlarına Bakışı -1 Ajansların Affiliate Reklamlarına Bakışı -2
Media_httpt2gstaticco_qkbbh
Türkiye'de affiliate sistemleri reklamverenler sayesinde yaygınlaşıyor.
Bunun nedeni reklamverenlerin performans istemesi. Bu bilinç henüz çok yaygın değil. Fakat bir reklamveren ¨sadece satış başına¨ para ödeyebileceği bir model hakkında bir şeyler duymuşsa, bunu ajansı ile paylaşıp kendileri için mümkün olup olmadığını soruyor. Ajans da el mahkum CPA reklamlara ucundan bulaşıyor.. Bir de portföyünde sadece bu tip reklamlar bulundurmak isteyen ajanslar var. Türkiye'de en iyi bildiğim GelirOrtakları var.. Zaten SponsorPay için uzun süredir birlikte çalışıyoruz. Bu işte en iyi olduklarını söyleyebilirim. Bunun yanında MaxGelir'i duymuştum. Bir de geçenlerde ReklamPort'u duydum.. Bu ajanslar uygun reklamverenlerle görüşüp onları bu modelin içine almaya ikna ediyorlar. Bu da ülkedeki affiliate tipindeki reklamların hacmini artırıyor. Bu tip reklamlar yöneten ajansların şöyle bir avantajı var: birbirlerine dişe diş rakip olmak zorunda değiller. Çünkü bu reklamlar çoğunlukla bütçeli reklamlar değiller. Kaç tane satış yaparsan, kaç üyelik kazandırırsan ona göre kazanırsın. Yani performans konuşur... Ajans tarafında bu reklamlara yönelik bilinç var fakat cesaret yok. Reklamveren tarafında ise tam tersi. Cesaretleri var fakat konu hakkında bilgileri yok..

Ajansların Affiliate Reklamlarına Bakışı -2

Bir önceki yazıda ajansların performans tabanlı reklamlardan niye çekindiğini yazmıştım. Ve 3 tane neden sıralamıştım. Bu yazıda bu 3 nedenin nasıl çözüleceğini ve hatta yer yer fırsata çevrileceğini yazacağım.
  1. Bu modelde bütçeler kesin değildir. Fakat risk yoksa kazanç da yoktur. Bir ajans CPM ve CPC reklamlar ile aylık gelirini sabitleştirebilir. Fakat bu gelir yeni bir reklamveren veya büyük bir yayıncıyı ağa katmadan değişmez. Oysa Affiliate modelinde bir ajansın kazancı performansına bağlıdır. Doğru reklamı doğru kitle ile buluşturulduğu an dönüşüm oranları fırlar. Dolayısıyla gelirler de. Dolayısıyla ajansın gelir artışı 3. bir partiye(yeni bir reklamveren veya yeni bir yayıncı) bağlı olmaz. Affiliate Marketing'de doğru zincirler kurulduğunda da gelir değişimleri %10dan fazla olmaz.
  2. Geleneksel reklamlarda(CPM, CPC) gelir daha fazla tahmin edilebilir. Affiliate Marketing'de genelde başlangıçta sabit bütçe yokur. Kampanya süresince ne kadar satış yapabiliyorsanız size ayrılan bütçe de o kadar olur. Dolayısıyla hiç tahmin etmediğiniz inişler ve çıkışlar gerçekleştirebilirsiniz. Bunun çözümü ise doğru reklamla doğru kitleyi bir araya getirmek. Özellikle bazı ürünler için niş kitlelere ihtiyaç duyarsınız. Bunun çözümü Yayıncı Hacmini artırmak değil, Yayıncı Çeşitliliğini artırmaktır. Bu sayede elinize gelen her türlü CPS veya CPL reklamı uygun yayıncılarınızda yayınlayabilirsiniz.
  3. Geleneksel reklam tiplerinde risk yoktur. Ama ne dedik? Risk yoksa kazanç da yok. Bu aslında ajansın kişisel tercihi. Daha ileri gitmek istiyor mu istemiyor mu? Çünkü şu bir gerçek: reklamverenler artık sizin dönüşümü olmayan CPM reklamlarınızdan sıkıldı. Bunun için kendinizi hazırlamalısnız.
Peki bakalım reklamverenler bu tür reklam tiplerine nasıl bakıyorlar? Reklamverenlerin Affiliate Reklamlarına Bakışı yazısını bekleyin.

Ajansların Affiliate Reklamlarına Bakışı -1

Çok net bir giriş yapmak istiyorum; Türkiye'deki online reklam ajansları Affiliate Reklamları pek sevmiyorlar. Hatta ileri gideyim, yer yer korkuyorlar. Performans Tabanlı Reklamlardan bir önceki yazıda bahsederken şöyle bir paragraf yazmıştım:
Peki CPM’den geri dönüş alamayıp CPC’ye yöneldiniz. Sizin reklamınıza tıklayıp sitenize her gün 1000 kişi geliyor. Fakat bu 1000 kişi sitenizde hiçbir aksiyon gerçekleştirmeden(sattığınız ürünü satın alma veya sitenize üye olma gibi..) geri gidiyor. Şimdi ne olacak?
Buradan çıkartacağınız gibi bu reklamlar Reklamveren kaynaklı reklamlardır. Diğer bir değişle, reklamverenler bu tip reklamlar için ajansları zorlarlar. Daha teknik tabirle eğer bu sektör için asıl müşteriyi Reklamveren olarak görürsek, bu reklamlar Pull değil, Push ile ortaya çıkmıştır. Online ajanslar müşterilirinin bu istekleri ile yavaş yavaş performans tabanlı reklamlar kullanmaya başladılar.
Media_httpearnfundsne_uponf
Türkiye'de de reklamverenler bu isteklerle geliyorlar. Fakat ajansların bu modele sıcak bakmamasının nedenleri var:
  1. Bu modelde bütçeler kesin değildir. Örneğin bir satış reklamı için ajans satış başına 5 TL alıyor reklamverenden. Fakat ay boyunca toplamda ne kadar satış yapacağı konusu değişken. İlk 10 gün toplamda 1000 satış, son 20 gün ise 1500 satış yaptığını varsayalım. Toplamda 2500 satış ile kapatır ayı. Fakat bu rakam tahmin edilebilir değildir. Sonraki ay, 2000 veya 3000 olabilir. Bu tip değişiklikler ajans gelirinde %20 civarında oynama yarattığı sürece bu durum ajansın gelir yönetimi için gerçekten bir sorun olur.
  2. Geleneksel reklamlarda(CPM, CPC) gelir daha fazla tahmin edilebilir. Bu reklamlarda ay başında ajansa bütçe verilir. 10.000 TL'lik gösterim bazlı reklam veya tıklama bazlı reklam gibi.. Tıklama bazlı reklamlarda tıklama ücretleri değişiklik gösterse de ay sonundaki toplam gelir %5'ten fazla değişmez (Aynı kampanyalar için.)
  3. Geleneksel reklam tiplerinde risk yoktur. Ajansın kazanacağı para, kullanıcının bir ürünü satın alıp almamasına bağlı değildir.
Bir sonraki yazıda bu 3 maddenin bir Affiliate Ajansı tarafından nasıl çözülebileceğini anlatacağım. Yani bir bakıma bu 3 madde geleneksel reklam tiplerini ajanslar için daha mantıklı gösterse de aslında hepsinin bir çözümü var. Ve bu çözümler uygulandığı zaman ajans, affiliate reklamları ile daha fazla gelir elde etme şansına sahip.

Affiliate Modelinde Reklam Tipleri

Affiliate modelini online reklamcılıktan ayıran en önemli özelliği reklam türleridir. Şu ana kadar bildiğimiz reklam türleri CPC ve CPM idi. CPM: Gösterim bazlı reklamlardır. Örneğin haber sitelerinde karşılaştığınız otomobil reklamları gibi. CPM’in anlamı Cost Per Mille, yani 1000 gösterim başına ücrettir. CPM’de 1000 gösterim bir birim kabul edilir ve fiyatlandırma bunun üzerinden yapılır. Mesela Facebook Ads’te yeni sürdürdüğüm bir reklam kampanyasında CPM maliyetim 0.07 TL. Yani Reklamımın 1000 kere gösterilmesi karşılığında Facebook’a 0.07 TL ödüyorum. CPC: Bu tip, CPM’den istediği verimi alamayan diğer bir deyişle geri dönüş alamayan markaların çoğunlukla tercih ettiği modeldir. Çünkü sizin reklamınız değil 1000 kere, milyonlarca kez sitelerde yayınlansa, kullanıcılar reklama tıklayıp sizinle bir etkileşime geçmediği sürece istediğiniz verimi alamazsınız(Brand Awareness artırma stratejisi dışında.). Dolayısıyla artık gösterim başına değil, tıklama başına para ödemek istersiniz. CPC, Cost Per Click, yani Tıklama Başına Ücret anlamına gelir. Reklamınız milyonlarca kez gösterilse bile eğer kullanıcıların hiçbiri tıklamamışsa ücret ödemezsiniz. Yine gerçekleştirdiğim Facebook kampanyasında tıklama başına ödediğim ücret 0.11 TL civarında şu anda.
Media_httpimediamixco_cqjan
Peki CPM’den geri dönüş alamayıp CPC’ye yöneldiniz. Sizin reklamınıza tıklayıp sitenize her gün 1000 kişi geliyor. Fakat bu 1000 kişi sitenizde hiçbir aksiyon gerçekleştirmeden(sattığınız ürünü satın alma veya sitenize üye olma gibi..) geri gidiyor. Şimdi ne olacak? İşte burada CPA, CPS, CPL reklamlar devreye giriyor. CPA: Aslında hem CPL’I hem de CPS’I kapsıyor. Anlamı: Cost Per Acquisition(Elde Etme Başına Ücret) veya Cost Per Action(Aksiyon Başına Ücret).  Bu modellerde kullanıcı sitenize girip sizin yapmasını istediğiniz şeyi yaptığı zaman ücret ödersiniz. CPS: CPA’in satış başına reklam tipi. Anlamı Cost Per Sale.. Yani kullanıcı sitenizden bir ürün satın alırsa ücret ödüyorsunuz. Bu model Amerika’da Amazon’un kişisel site sahiplerine sağladığı Affiliate sistemi ile yaygınlaştı. Site sahipleri Amazon’un ürünlerini sitelerine koydular. Kullanıcılar da eğer bu sitelerden Amazon’un reklamına tıklayıp Amazondan ürün satın alırlarsa, bu site sahipleri komisyonlarını aldılar Amazondan. CPL: Cost Per Lead anlamını taşır. Lead’in tam Türkçe karşılığını bilmiyorum. Ama Potansiyel müşteri gibi bir anlamı var. Yani size para kazandırma ihtimali olan müşteri.. CPL reklamları genelde üyelik, anket doldurma, form doldurma oluyor… Çoğunlukla sürecin tamamlanması için kullanıcının para harcamasına gerek kalmıyor(ürün satın almak gibi). Türkiye’de 1 sene öncesinde topu topu 5-10 tane bu modellerde reklamlar vardı. Şu anda ise 50’ye yükselmiş durumda. (Sadece kaliteli olanlardan bahsediyorum) Bu artişın sebebi reklamverenlerin bu yeni modeller ile performansı deneyimlemiş olmaları. Tahmin edebileceğiniz gibi bu yeni modellerde performans daha yüksek. Peki bu yeni modeler Türkiye’de kimin işine yarıyor? Reklamveren, ajans, yayıncı…? Sizce hangisi, neden bu yeni modellere daha sevecen bakıyor ya da bakmıyor? Bir fikriniz var mı? Cevabı diğer yazıda…