- Posts tagged Entrepreneurship
- Explore Entrepreneurship on posterous
Groupon Tarzı
Groupon'un durdurulamaz yükselişi devam ediyor. Google'dan gelen 6 milyar $lık teklifi reddettikten sonra şirket değerlemesi yükselmeye devam etti.
SosyalMedya.Co'da güzel bir infografikle karşılaştım. Birkaç nokta dikkatimi çekti:
1- Groupon'un söylemi: %50'den %90'a tasarruf et. Ortalama indirim oranı %57 çıkmış. Normalde reklamlarda kullanılan oranlar hep %70'lerin üzerinde. Yani, Reklam Kokan Hareketler Bunlar..
2- 2010 için beklenen gelir 2 milyar $, beklenen kar ise 500 milyon $. Bu rakamlar müthiş! Henüz 2.5 yıllık bir şirket için..
3- 150 partner ile yapılan araştırmada bunların %66'sı Groupon modelini kendileri için karlı buluyor.
4- Groupon müşterilerinin %77'si kadın.
5- Groupon'dan fırsat alanların %70'inin yıllık geliri 50.000$ üzerinde.
Aynı zamanda infografikte yer alan hem olumlu hem de olumsuz yorumlar dikkat çekici.
İnternet Ekonomisi ve İkincil Pazarlar
Tüm dünyada internet ekonomisi hızla büyüyor. Ve eski ekonominin aksine internet ekonomisi yeni pazarlarını müthiş bir hızla yaratıyor. En son karşılaştığımız Groupon bunun en önemli örneği. Yaklaşık 1 yıllık süre içerisinde 2 milyar $'a yakın bir pazar oluşmuş durumda tüm dünyada.
Bu yeni pazara Türkiye güzel bir hızla ayak uydurmuş durumda. Hemen hemen eş zamanlı diyebiliriz. Dünyaya ayak uydurduğumuz diğer bir internet pazarı ise sosyal medya. Özellikle Facebook'un büyüme ivmesiyle doğru orantılı olarak hem Türkiye'de hem de dünya genelinde sosyal medya pazarı gün geçtikçe büyüyor.
Her iki örnekte de Türkiye trende sımsıkı tutunmuş durumda. Pazarlar aynı.. Ama iş yapma biçimleri farklı. Zaten asıl problem burda başlıyor: mesele ne yaptığımız değil, nasıl yaptığımız.
Ülke olarak paylaşmaya çok meyilli olmadığımız aşikar. Bu durumu Dragon's Den'in yatırımcılarından Baybars Altuntaş şöyle belirtmiş:
Mc Donald’s diyorki dünyada 5000 şubem var , ve bundan gurur duyuyor.Bizim köfteci efendi diyorki ‘ Hiçbir yerde şubemiz yoktur ‘, marifetmiş gibi bunu da dükkanın en görünen yerine asıyor ve o da bundan gurur duyuyor.Paylaşmayı sevmeyen , kurumsallaşmayı beceremeyen, ortaklık kültüründen yoksun bir vizyonumuz var.İster kabul edin , ister etmeyin.Bu böyle.Şimdi bu mentaliteyi bir tarafa koyun. Başka bir şeyden bahsedeceğim. Geçen hafta Volkan Kırtok, Bilgi Üniversitesinde Şule Özmen'in konuğuydu 1 2. O derse ben de katıldım. Uğur Özmen de sınıfını getirmişti. Ders sırasında konu Sosyal Medyaya gelince Uğur Özmen Türkiye'de Sosyal Medyanın kişisel teşhir olarak algılandığından bahsetti. Evet, bence de öyle. Fakat bu kişisel markalaşma değil! Kişisel teşhir bambaşka bir şey. Dün de Uğur Hocanın FriendFeed'deki şu postuna denk geldim. Diyor ki:
Dijital / interaktif ajanslar dışında, sosyal mecralarda şirketlere hizmet veren kurumlar kimlerdir? (prodüksiyon firmaları hariç)Beklediği gibi somut cevaplar çıkmadı. Şaşırmadım doğrusu. Çünkü Türkiye'de Sosyal Medya konusunda hacim artarken, kalitenin yan sanayiler, ikincil pazarlar oluşturacak kadar yüksek olmadığını düşünüyorum. Fakat Sosyal Medyaya harcanan bütçeler hızla arıtyor. Vodafone dahi Social Media Specialist pozisyonu açtı bu trend sebebiyle. Ajanslar deseniz gırla... Biliyorum çok karıştı yazı. Şimdi Baybars Altuntaş'ın dediklerini aklınıza getirin. Paylaşmayı, birlikte çalışıp kazanmayı sevmiyoruz. Oysa ikincil pazarlar ve yan sanayiler birlikte çalışmanın sonucu ortaya çıkarlar. Ve sağlıklı, kuvvetli bir ekonomi için ikincil pazarlar zaruridir. Şimdi sormak istiyorum, SM hacmi Türkiye'de bu kadar artarken bir tane bile İçerik Üretici 3. parti bir iş ortağının olmaması, elle tutulur bir sosyal medya eğitim programının bulunmaması.. buna benzer iş ortaklarının olmaması, henüz ikincil pazarların oluşmaması.. Sosyal Medya konusunda ne kadar yol aldığımızı göster miyor mu?
İki Adet Online Platform Fikri
Çok kısa bir süre sonra ChatterboxTr'de Erdem Yurdanur'la yaptığım röportajı yayınlayacağım. Erdem Bey bu röportajda bir konudan bahsetmişti; dikey online platformların artacağı ve başarıya ulaşacağını söylemişti. Yani sadece iPhone App geliştiricilerin ya da bu konuya ilgi duyanların veya sadece diş hekimlerinin bulunduğu online-sosyal platformlar...
Ben de bu fikrin geçerliliğine çok inanıyorum. Bu doğrultuda işe yarayabileceğini düşündüğüm iki adet online platform fikrinden bahsetmek istiyorum:
1.si iPhone, Android, Ovi kullanıcıları için. Artık yerel geliştiriciler de çok güzel uygulamalar yayınlamaya başladılar. Fakat bu uygulamaları kapsamlı şekilde inceleyen bir Türkçe platform yok(varsa bilgisizliğimi mazur görün. Ya da görmeyin, mail atın bana, burada günah çıkarayım). Türkçe mobil uygulamaları inceleyecek, mobil uygulama geliştiricileri için bir platform görevi görecek bir websitesinden bahsediyorum.
2.si de çoğunlukla Facebook'la alakalı. Vadi Efe'nin şu yazısındaki son cümle de bu fikri destekliyor bence:
Ülkemizde sosyal oyun pazarı üzerine yatırım yapılması ve yoğun olarak yerel projeler geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.InsideFacebook'u bilirsiniz. Facebook'la ilgili her türlü haberi bulabileceğiniz bir platform. Facebook'u dünyada en fazla kullanan 3. ülke olduğumuzu düşünürseniz böyle bir sitenin Türkçe olarak yapılmaması eksiklik. Hatta ben bunu daha da spesifikleştirmek istiyorum. Direkt olarak Sosyal Ağlardaki(çoğunlukla Facebook) uygulamaları inceleyecek, eleştirecek, bu uygulama geliştiricilerine destek sağlayacak bir platform. Önümüzdeki 3-6 aylık süre içerisinde Türkiye'deki Facebook uygulama pazarı çok hareketlenecek.(Hatta şimdiden bunun ışıklarını görebilirsiniz: FunMall). Dolayısıyla birilerinin bu uygulamaları tek bir noktada haber yapması, incelemesi, duyurması gerekiyor Buna benzer dikeylemesine siteler yurtdışında gayet başarılı trafik elde ediyorlar. Bunun yanında ilgilendikleri alanların hızla gelişmesine katkıda bulunuyorlar. Ülkemizde de bu tip dikey inceleme-haber platformlarına çok ihtiyacımız var.
BJ Cunningham, MikroPazarlama, Risk
BJ Cunningham'ı ilk olarak 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen Brandmarker Uluslararası Öğrenci Kongresinde tanıdım. 5 gün süren çoğunlukla pazarlama odaklı konuları işleyen bu kongrede Keynote Speaker olarak yer alıyordu Cunningham. O zaman ben de İK üyesi olarak kongrenin düzenlenmesinde görev alıyordum ve görevim video kayıtları yapmaktı.
Cunningham'ın konuşmasını kayda alırken salonda tanıdık bir sima vardı; Mehmet Edwin Artemel. Üniversitenin İşletme bölümünde hoca olan Artemel, Boğaziçi'nde en sevdiğim hocaların başında gelir. Kendisinden aldığım Business Communications dersi çok şey katmıştır bana.
Artemel'le tanışıklığım sayesinde güzel bir muhabbete girdik. Konu Cunningham ve konuşmasıydı. Çok beğenmişti. O sırada kulüpten Cunningham ile röportaj yapılabileceği haberi geldi. O anda ben de Mehmet Hoca da sevindik bu habere. Hemen kamerayı toplayıp Kennedy Lodge'da bir röportaja giriştik. Tabii ki soruları Artemel soruyordu =) Bense kamera başındaydım...
Burada bir es verip, Cunningham ve konuşmasından bahsetmek istiyorum. BJ daha genç yaşta tesadüf eseri zengin olmuş. Evet, tesadüf eseri, bunu kendisi söylüyor. Bir gün kolejdeyken para biriktirip henüz yeni aldığı bir arabaya adamın biri çıkıp çok iyi para teklif etmiş. O da düşünmeden satmış. Sonra bakmış güzel iş.. The Karma Connection isminde bir şirket kurup LA'den Londra'ya klasik araba ve Harley'ler ithal etmeye başlamış. Fakat bir süre sonra borsanın çökmesi sonucu iflas etmiş, kredi borcu batağına girmiş. İşte burada başlıyor asıl Cunningham'ın farklılığı..
Bir İşletmeyi Başarılı Bir Şekilde Yönetmek(Örnekleriyle Birlikte)
Bundan taa 3 ay önce bir yazı yayınlamıştım; adı Kendi İşinizi Kurarken İzlemeniz Gereken Temel Yollar idi. İngilizce olarak yayınladığım bu yazı tam 43 kere indirilmiş o günden beri. Bence bu güzel bir rakam. Şimdi paylaşacağım yazının ismi ise "MANAGING A SUCCESSFUL BUSINESS". Daha önceki yazıdan daha kapsamlı ve daha çok yöneticiliğe adım atan bir girişmcinin işletmeyi nasıl yönetmesi gerektiğini anlatıyor. Tabii ki bu yazdıklarım benim tecrübelerim değil:) Üniversitede aldığım derslerden, okuduklarımdan yola çıkarak yazdığım bir yazı. Yazıyı şuradan indirebilirsiniz;
[download id="2"]
Makalenin indeksi şu şekilde:TheNextWeb Türkiye Yayında
Pek çoğumuzun RSS beslemelerinde bulunan TheNextWeb sitesinin Türkiye sayfası artık yayında. Bunun olmasını sağlayan kişi ile FriendFeed'den tanıdığım Oğuz Serdar. Kendisi daha önce şurada bundan bahsetmişti. Üç gün önce de yayına başlayan TheNextWeb TR, Türkiye'deki online camianın ihtiyaç duyduğu türden bir proje. Sitedeki Hakkında sayfasına tıkladığınız zaman şöyle bir şey karşılıyor sizi;
Hakkında
(Bu sayfa daha sonra detaylı olarak düzenlenecek.)
The Next Web Türkiye, webin geleceğini şekillendiren konuları, özellikle internet girişimleri, ürünleri ve şirketlerini takip etme odaklı lokal bir weblogudur. 2006 yılından bu yana aynı isimle, her yıl The Next Web konferansları (Amsterdam / Hollanda) düzenlenmektedir.
TheNextWeb Türkiye takımında ben de varım. Takımdaki diğer insanlara baktığımda böyle bir grubun içinde yer almaktan mutluluk duyduğumu belirtmeliyim.
Facebook FriendFeed'i Satın Aldı
Sonunda Facebook'a sempati duyacağım bir hareket... Pazarın lideri Facebook, microblogging olayının önemi neticesinde FriendFeed'i satın aldı. Bu aslında hem iyi hem de birazcık buruk bir durum benim için. FF'i aktif olarak çok kullanıyorum çünkü, ve kendimi artık FB'un bir müşterisi gibi hissediyorum. Oysa FF bir nevi FB'tan kaçan insanların sığınak yeri sayılabilirdi.
FriendFeed nedir ki? Bilmeyenler vardır; hepimiz çeşitli çevrimiçi araçlarda içerik oluşturtuyoruz. Yazı yazıyoruz, resim yüklüyoruz, müzik-video paylaşıyoruz, "Status" güncelliyoruz... Bunları Facebook, Twitter, Youtube, Flickr.. gibi araçlarla yapıyoruz. FriendFeed ise tüm bu araçlarda yapılan güncellemelerinizi tek bir yola sokuyor ve sizi FriendFeed'de takip eden insanlar sizin tüm güncellemelerinizi tek bir platformda görebiliyorlar. Aynı şekilde sizde takip etmek istediklerinizi tek bir platformda görebiliyorsunuz.
Mesela Natali Yeşilbahar'ı FriendFeed'de takip ediyorum. Bu sayede; blogunda yazı yayınlamış mı diye blogunu kontrol etmeme gerek kalmıyor, twitterda güzel bir makale yayınlamış mı diye kontrol etmem gerekmiyor, Delicious'ta güzel bir link paylaşınca hemen haberim oluyor. Ve bunları öğrenmem için bu hesaplarına tek tek abone olmam gerekmiyor, sadece FF'de takip ederek hepsini bir pencereden görebiliyorum.
[caption id="" align="aligncenter" width="576" caption="Şu şortlu eleman.. En sağdaki.. Mark Abimiz:)"]
[/caption]
E yani..?
Bu satın alma şu açıdan önemli, Twitter Fortune 500 şirketlerine oynarken, ondan daha geniş kapsamlı ve "bence" kullanışlı FriendFeed Twitter'dan daha değerli hale gelecek. Çünkü içeriği daha zenginleştirilebilir bir platform. Şirketler Twitter'ın 140 karakterlik kutusuna hapsolmak istemeyeceklerdir.
Bu arada satın almanın gerçekleştiği ortamdan bahsedeyim;
Devir artık takım elbiseli adamların devri değil... 3 günlük sakalı olan, parmak arası terlikle gezen, elinde iPhone'u ve önünde MacBook'u olan gençlerin devri.. Dikkat, bu genç 35 yaşında da olabilir. Önemli olan bu felsefeyi anlamak. Çünkü bu insanlar "Daha kullanışlı, daha iyi ne yapabiliriz?" diye soruyorlar, "Nasıl daha şık görünürüz?" değil!
Paul Buchheit'in FriendFeed'de paylaştığı fotoğraflar;
Evet! Bu olaylar beni heyecanlandırmıyor değil.. Çok pis heyecanlanıyorum, ve "Start-up" diye sayıklamaya başlıyorum:)
P.S.1: Natali Yeşilbahar da beni FF'de takip ediyor:) P.S.2: MacBook ve iPhone markalarını sadece sevdiğim için kullandım. Google Phone da olabilir iPhone yerine:)Kendi İşinizi Kurarken İzlemeniz Gereken Temel Yollar
Yaklaşık 1 ay önce "Right Approaches to Starting Your Own Business" konulu bir yazı yazmıştım. İngilizce yazdığım bu yazıyı daha sonra Türkçe'ye çevirip yine burada yayınlamayı planlıyordum fakat finaller ve projeler bir türlü izin vermedi. Bunların yanında ChatterBoxTr olunca bu tip ufak yayınlara hiç zaman ayıramaz hale geldim.
Bu sebeple bu yazıyı İngilizce olarak paylaşmaya karar verdim. Yazı temel olarak bir fikri işe dönüştürmekten bahsediyor. Bu aşamalarda Girişimci, Teknisyen ve Yönetici dengesinden ve iş kurarken dikkat edilmesi gereken çevresel faktörlerden bahsediyor. Çok ayrıntılı olmasa da en azından fikir vereceği düşüncesindeyim.
İlerki günlerde daha ayrıntılı bir halde bu konuyu yazmayı planlıyorum, umarım:)
Dosyayı İndirmek İçin Tıklayın;[download id="1"]




