Latest Entries

Yeni Mecralarda Reklamcılık Sunumum

31 Mart günü Boğaziçi Üniversite’sinde LIT 412(Copywriting II) dersinde “Yeni Mecralarda Reklamcılık” üzerine bir sunum yapmıştım. Buyrun efendim;

Word of Mouth’un Kralı!

Word of Mouth’un kralının nasıl yapıldğını çözdüm; Arsenal’e karşı 4 tane gol atın, ertesi gün tüm dünya sizi konuşsun.

Kültür Başkenti Sadece Bize Kültür Başkenti mi?

Arkadaşlarımdan biri İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmalarında yer almak için gönüllü olmuştu. Bu gönüllü takımın nasıl bir yapısının olduğunu, nasıl eğitildiklerini sordum kendisine. Gönüllü olmakla bitmiyordu herhalde iş…

Bana bir oryantasyon toplantısı yaptıklarından bahsetti. Bu noktada anlattığı bir şey dikkatimi çekti. Bu oryantasyon toplantısında grup liderlerinden birine “Peki biz Kültür Başkenti deyip duruyoruz? Yurtdışında nasıl algılanıyor bu iş? Onlar nasıl bakıyor olaya?” diye sormuş. Fakat bu soruya adam akıllı cevap verebilecek kimseyi bulamamış. Kem küm edip durmuş karşısındakiler..

Siz hiç düşündünüz mü; Avrupa Kültür Başkenti ne anlama geliyor? Neden bu kadar önemli? Ya da önemli mi? Avrupa’da bu iş nasıl algılanıyor, Avrupa nasıl bir değer biçiyor bu projeye…?

Benim bu yazıyı yazma nedenim ise bambaşka. Venedik’teki St. Marco Meydanı ünlüdür. Çoğu insan bilir.. İşte orada devasa bir bilboard ile karşılaştım. Restorasyonu süren bir binanın tüm cephesini kapsıyordu. Yaklaştıkça bilboarddaki resim tanıdık gelmeye başladı; İstanbul’du. Şaşırmakla birlikte mutlu oldum. St. Marco Meydanının ortasında koskoca bir İstanbul reklamı ile karşılaşmak gerçekten hoş.

istanbul_stmarco

Ondan bir-iki gün sonra aynı benzer büyüklükte olmasa da aynı reklamı Roma’daki Piazza Navona‘da gördüm. Ve daha iki gün önce Londra’daki bir arkadaşımdan laf arasında aynı reklamın Londra’da da yer aldığını öğrendim. Evet, projenin yurtdışı ajansı işi ciddiye almış gözüküyor. Bu bahsettiğimiz şehirler ve meydanlar belki de reklam yapmak için en pahalı yerler.. Diğer yandan turistlerin yoğunluğunu düşünürsek de en etkili yerler diyebiliriz.

Şimdi gelelim tekrar sorulara; buna değer mi? Evet İstanbul için değer ama, peki bu Kültür Başkenti de neyin nesi? O kadar mühim bir şey mi?

Kişisel görüşüm hayır! Size 2011 yılının kültür başkentlerinin Turku(Finlandiya – 176.000), Tallinn(Estonya – 407.000) olduğunu söylesem? 2012′de de Maribor(Slovenya – 119.000) ve Guimaraes(Portekiz -52.000 )‘in olacağını? Ve hatta 2009′da Vilnius(Litvanya – 558.000) ve Linz(Avusturya – 189.000)‘in Avrupa Kültür Başkenti seçildiğini..? İstanbul’un da bu sene Essen(Almanya – 578.000) ve Pecs(Macaristan – 156.000) şehirleriyle eşdeğer şekilde Avrupa Kültür Başkenti olduğunu söylersem sanırım daha fazla çene yormama gerek kalmaz.

Özetle Kültür Başkenti Avrupa’da ünvan verilmeyen şehir bırakmamak amacıyla oluşturulmuş bir şey gibi geliyor bana.  Nitekim Berlin, Paris, Amsterdam, Prag 10-15 yıl önce savmışlar sıralarını. İstanbul ise yeni gelmiş sanki akıllara. İşi ciddiye almak güzeldir ama abartmakla arasında ince bir çizgi vardır.

Son not olarak ekleyeyim, Türkiye’den bir sonraki kültür başkentinin 2022 yılında olması planlanıyor.

İki Adet Online Platform Fikri

Çok kısa bir süre sonra ChatterboxTr‘de Erdem Yurdanur‘la yaptığım röportajı yayınlayacağım. Erdem Bey bu röportajda bir konudan bahsetmişti; dikey online platformların artacağı ve başarıya ulaşacağını söylemişti. Yani sadece iPhone App geliştiricilerin ya da bu konuya ilgi duyanların veya sadece diş hekimlerinin bulunduğu online-sosyal platformlar…

Ben de bu fikrin geçerliliğine çok inanıyorum. Bu doğrultuda işe yarayabileceğini düşündüğüm iki adet online platform fikrinden bahsetmek istiyorum:

1.si iPhone, Android, Ovi kullanıcıları için. Artık yerel geliştiriciler de çok güzel uygulamalar yayınlamaya başladılar. Fakat bu uygulamaları kapsamlı şekilde inceleyen bir Türkçe platform yok(varsa bilgisizliğimi mazur görün. Ya da görmeyin, mail atın bana, burada günah çıkarayım). Türkçe mobil uygulamaları inceleyecek, mobil uygulama geliştiricileri için bir platform görevi görecek bir websitesinden bahsediyorum.

2.si de çoğunlukla Facebook’la alakalı. Vadi Efe‘nin şu yazısındaki son cümle de bu fikri destekliyor bence:

Ülkemizde sosyal oyun pazarı üzerine yatırım yapılması ve yoğun olarak yerel projeler geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

InsideFacebook‘u bilirsiniz. Facebook‘la ilgili her türlü haberi bulabileceğiniz bir platform. Facebook’u dünyada en fazla kullanan 3. ülke olduğumuzu düşünürseniz böyle bir sitenin Türkçe olarak yapılmaması eksiklik. Hatta ben bunu daha da spesifikleştirmek istiyorum. Direkt olarak Sosyal Ağlardaki(çoğunlukla Facebook) uygulamaları inceleyecek, eleştirecek, bu uygulama geliştiricilerine destek sağlayacak bir platform.

Önümüzdeki 3-6 aylık süre içerisinde Türkiye’deki Facebook uygulama pazarı çok hareketlenecek.(Hatta şimdiden bunun ışıklarını görebilirsiniz: FunMall). Dolayısıyla birilerinin bu uygulamaları tek bir noktada haber yapması, incelemesi, duyurması gerekiyor

Buna benzer dikeylemesine siteler yurtdışında gayet başarılı trafik elde ediyorlar. Bunun yanında ilgilendikleri alanların hızla gelişmesine katkıda bulunuyorlar. Ülkemizde de bu tip dikey inceleme-haber platformlarına çok ihtiyacımız var.

Dünyanın En Pahalı Şeyi Emektir!

Karşılık biçilmesi en zor şeyidir emek, dünyanın. Fakat bence, en pahalısı…

Emek, eşsizdir! Markette benzerini bulamazsınız.

Saygıyı hak eder, saygı göstermek zorundasınız. Emeği sadece paranızla satın almanız yetmez, eğer o saygıyı hissetmezseniz içinizde.

Ve emeğin karşılığını geç ya da eksik almaktan daha moral bozucu bir şey de yoktur hayatta. Bunun için empati önemlidir ve zordur da aslında.

Karşnızdakinin emeğini beğenmeseniz de saygı duyun. Biçtiğiniz karşılığı zamanında ve tam verin. Bu bazen para, bazen bir ödül olabilir.

Etrafınızdaki her şey emekle inşa edilmiştir çünkü. Eğeme değer vermemek, hayata saygı göstermemektir!



Copyright © 2004–2009. All rights reserved.

RSS Feed. This blog is proudly powered by Wordpress and uses Modern Clix, a theme by Rodrigo Galindez.