"Kaç kere dedim sana, işe ev götürme diye!"

Biliyorum, cümlenin orjinali bu değil. Doğrusu; "Eve iş getirmek" gibi bir şey olsa gerek... Zaten ben de karıştırmadım kelimeleri.. Kelimelerin karışması ev ve iş ilişkisinin kendi karışıklığından. Öyle bir çağa giriyoruz ki artık ev ve işi ayırmak artık mümkün değil. Buna Job 2.0 veya Office 2.0 deyin.. Önemi yok. Önemli olan, hayatlarımızın artık işimiz ve işlerimizin de hayatımız olduğu. Bir girişimci için en ince çizgi olan "Your job is your life" kuralı artık hepimiz için geçerli. Yakın zamanda e-postalarınıza bakmadan uyuyamayacaksınız. Pardon, belki de şimdiden uyuyamıyorsunuz.
Media_httpafsinavcico_mfgib
Kimileri buna işkoliklik diyebilir fakat bunun adı işkoliklik değildir. Bu mental sağlığınız açısından bir gereklilik haline gelecektir; işle ilgili neler olup bitiyor, yeni e-posta var mı... Tatile çıktığınızda aktif olarak iletişimde olmasanız dahi kendinizi e-postanıza düşen raporlara göz atarken bulacaksınız. Belki aileniz buna kızacak. İşin garibi siz de iş düşünmeden saf bir aile saadati yaşayarak birkaç gün geçirmek istiyorsunuzdur. Ama.. Amasını size söyleyeyim;
When I am truly, deeply in a family moment and I don't want to think about work. But in reality, most of the time, I want to stay in touch — it's interesting.
Bu cümle bir BlackBerry bağımlısından... Yukarıda bahsettiğim işe bağlı kalma hissiyatı tıpkı bu kadında olduğu gibi BlackBerry, iPhone gibi araçlara mantıklı olmayan bir bağlılık yaratacak. Ben "bağımlılık" demek istemiyorum çünkü bu bağlılığın bir sebebi var, o da işe bağlı kalmak.. Ve bu bağlılık bir yerden sonra yararlı ve vazgeçilmez bir hal alıyor;
So I confess, I have blurred the lines between work and home and I've done it on purpose. One feeds and stimulates the other.
Fakat yine de bu bahsettiğim Office 2.0'ın ilk yıllarında çoğumuz da "I want my private life back!" diye bağıracağız.
Tagged Business
Meta