Archived entries for Rewiev

Yeni Nesil Online Müzik Servisleri

Artık bunu söylemek öyle çok büyük bir öngörü kabiliyeti gerektirmiyor; müzik ve video internete taşnıyor. Offline ortamlarda kullanılan medyalar gittikçe kullanışlılığını yitiriyor; DVD, CD, Kaset(hala kaset kullanan var mı?)… Tabii ki bu da beraberinde pek çok telif hakkı tartışmasını getirdi. Ben hiç bu telif hakkı meselesinden bahsetmek istemiyorum. Bunun yerine müzik internette nasıl satılıyor, bu konuya birazcık dikkat çekmek istiyorum:

Musicovery: Musicovery uzun zamandır kendisinden söz ettiriyor. İlk tanıştığımda ben de çok sevmiştim kendisini.. Yaklaşık 4 sene önce. Fakat Eylül başında yazdığım bir yazı Musicovery’yi artık neden beğenmediğimi açıkça anlatıyor. Musicovery 2009′un en iyi 50 Websitesi listesinde 33. olarak yer almıştı, bunu da hatırlatalım. Musicovery’nin farklılaştığı nokta kullanıcının ruh haline göre müzikler çalması.

Fizy: Türkiye’nin medar-ı iftiharı desek doğru olur sanırım. Özellikle de uluslararası basında hakkında yazılanlar göz kamaştırıyor. Fakat yine de eksiği çok. Farklılaştığı nokta istediğiniz şarkıyı, çoğunlukla videosuyla beraber, anında karşınıza getirmesi. Medyayı başka ortamlardan çektiği için telif hakkı gibi dertlerle uğraştığını düşünümüyorum. Fizy ile ilgili Sinan Ata’nın güzel bir yazısı..

Playlistnow.Fm: Musicovery’den bahsederken belirtmedim ama burada belirteceğim. Yakın zamanda artık şarkıların isimleri cisimleri değil, tarzları aranmalarında etkili olacak. Öyle ki, insanlar müzik dinlemek istediklerinde A sanatçısının B şarkısını değil de, “yavaş, dinlendiren şeyler dinlemek istiyorum” şeklinde arama yapacaklar. Bu nedenledir ki iTunes’taki “Genius” gibi yeni araçlar gittikçe popülerleşiyor. Ve otomatize edilmiş online DJ araçları ortaya çıkmaya başlıyor.

İşte Playlistnow.Fm de bu tarz bir servis. Bu websitesinde listeler arıyorsunuz. Örneğin “Love” kelimesini arattığınızda karşınıza aşkla ilgili playlistler çıkıyor. Bunlardan birini seçip dinliyorsunuz.. Yani kelime veya şarkı değil, “hal ve durum” araması yapıyorsunuz müzik dinlemek için.

Grooveshark: Grooveshark benim favori müzik dinleme aracım. Listeler oluşturup bunları paylaşabiliyorsunuz. Ses kalitesi hayli iyi. Tüm diğer servisler gibi Grooveshark’ta da VIP üyeliği var. Bu üyelik size daha geniş bir şarkı veritabanı sunuyor. Aynı zamanda reklamsız kullanıyorsunuz servisi.

Halihazırda bu saydıklarım gibi ücretli veya ücretsiz onlarca online servis var. Last.Fm, MOG bunlardan birkaçı..

Anlatmak istediğim şey ise telif hakkının artık ister istemez daha esnek bir hal alacağı. iTunes Store’da 1 dolara şarkı satıldığı zamanları biliyoruz. Diğer yandan özellikle Amerika’da bazı ev kullanıcılarına ibret olsun diye milyonlarca dolarlık cezalar kesiliyor, internetten müzik indirdikleri için.. Bu süreç yavaş ilerleyecek. Bu tip online müzik araçları arttıkça, ev kullanıcılarının mp3 arşivi yapmak gibi amaçları kalmayacak. Dolayısıyla telif hakkı tartışmaları da azalacak.

Aynı durum videolar için de geçerli. Özellikle diziler için.. Halihazırda belli ücretler karşılığında dizileri internetten izleyebiliyorsunuz. Fakat videolarda daha yüksek bant genişlikleri gerektiği için süreç daha da uzun sürecek.

Hem müzik, hem de videolar için ufak ücretlerle internetten orjinal içerik takip etmek mümkün gözüküyor. Önümüzdeki 5 sene içinde bu tip servisler önemini gittikçe artıracak. Fakat benim öngörüm bir yerden sonra bu sistemin de televizyon gibi işleyeceği. Şu anda TV’de izlediğimiz film-dizilerin telif hakları reklamverenlerin paralarıyla ödeniyor. Bir TV kanalının en büyük geliri şüphesiz reklamlar. Bu reklamverenler sayesinde biz ücretsiz olarak izleyebiliyoruz. İnternette ise durum ilk olarak son kullanıcının ufak ücretler(Film başına 2-3$ veya aylık 5$’lık üyelikler) ile finanse edilecek. Zaten bunun örnekleri şimdi bile var. Fakat daha da ilerde aynı televizyon gibi yine reklamveren bütçeleriyle durumun finanse edileceğini düşünüyorum. Sonuçta yine en karlı son kullanıcı çıkacak..

Pursuit of Happyness – Umudunu Kaybetme

Will Smith - Pursuit of Happyness

Will Smith – Pursuit of Happyness

Pursuit of Happyness – Umudunu Kaybetme

Oyuncular: Will Smith, Jaden Smith

Yönetmen: Gabriele Muccino

Yapım: Dram, 2006, ABD

Will Smith ve Jaden Smith’in başrollerini paylaştığı 2006 yapımı film Christopher Gardner‘ın gerçek hayatını anlatıyor. Amerika’da iş dünyasının 80′lerdeki halini ve bu durumun insanlar üzerindeki etkisini anlayabiliyoruz. Chris Gardner da bu dünyanın içinde karısı ve oğluyla hayata tutunmaya çalışıyor.

Daha fazla spoiler vermeden birkaç not eklemek istiyorum filmle ilgili. Will Smith’e eşlik eden kişi Will Smith’in gerçek oğlu Jaden Smith. Ufaklık oyunculuğu ve tatlılığıyla adından fazlasıyla söz ettirmiş filmden sonra. Benim de kalbimi fethetti diyebilirim.

Film temelde vazgeçmemek ve mücadele etmek üzerine. Chris Gardner’ın “hiçbir şey”den nasıl “her şey” yarattığının hikayesi. Bir başarı sembolü… İzlerken zaman zaman gözlerinizi dolduran sahneler mevcut. Fakat… Film hakkında bir görüş de popülist olduğu. “Chris Gardner ile işe başvuran ve pozisyonu elde edemeyen diğer stajyerlere ne oldu?”, “Peki Gardner milyon dolarlarla oynamaya başladıktan sonra eski-kendisi gibi olan insanlar için bir şey yaptı mı?”. Bu tip sorular çoğaltılabilir. Özetle bu tip hayatların her gün her yerde var olduğunu bilmemiz de gerekiyor. Yani şunu fark ettiğinizde kendinize biraz da kızmıyor değilsiniz; Christopher Gardner sisteme ayak uydurup başarılı bir Broker olabildiği için ona alkış tutuyoruz en sonunda…

Ne olursa olsun, Will Smith’in oyunculuğu takdire şayan. Daha önce “I am Legend” ile hak ettiği saygıyı sağlamlaştıran Smith, bu filmde saygıyı takdire dönüştürebilmiş.

Filmden beğendiğim birkaç alıntı;

Martin Frohm: What would you say if man walked in here with no shirt, and I hired him? What would you say?
Christopher Gardner: He must have had on some really nice pants.

Christopher Gardner: Maybe happiness is something that we can only pursue and maybe we can actually never have it.

Filmin son sahnesinde Will Smith oğlu ile yürürken karşıdan gelen adama başını hafifçe sallayarak selam verir. Ardından başını çevirerek gülümser.. Bu adam kimdir? Bu adam Christopher Gardner’ın ta kendisidir.

Musicovery; ağza göre şerbet veren online müzik hizmeti?

Bu yazıda tabii ki musicovery’nin ne olduğundan bahsetmeyeceğim. Zaten kendisi gayet ünlü ve bilinirliği yüksek bir servis. Hala merak ediyorsanız websitesine girdikten 13 saniye sonra anlayacağınızı düşünüyorum.

Musicovery geçenlerde yayınlanan “2009′un en iyi 50 Web Sitesihaberinde 33. sırada kendisine yer bulmuştu. Haberin de Times tarafından yaınlandığını belirtelim. Yani gayet önemli bir olay bu, Musicovery için. Fakat…

Yaklaşık 3 senedir aklıma geldikçe Musicovery’i açıp kullanıyorum. Birkaç gün kullandıktan sonra da bırakıyorum. Gözlemlediğim kadarıyla çoğu insanın davranışı da bu yönde. Musicovery Premium Membership özelliğiyle para kazanmaya çalışıyor. Premium üyelere sunduğu özellikler yüksek ses kalitesi ve daha kullanışlı bir arayüz.

Ama ben yine de Musicovery’nin nasıl ilk 50 içine girdiğini anlayabilmiş değilim. Neden mi? Continue reading…

AKG k 321 vs. Sennheiser CX 200 Street II

Uzun zamandır Apple’ın kulaklığını kullanıyordum. Fakat Apple’ın kulaklıkları pek dayanıklı değil, özellikle yumuşak dokuları çok çabuk parçalanıyor ve daha sonrasında bu durum sizi hayli rahatsız ediyor. Bu vesile ile aklımda olan güzel bir kulak-içi kulaklık alma fikrini hayata geçirmeye karar verdim.

Aslında aklımda olan şey Sennheiser’ın CX 300 modelini ki en yaygın modellerinden biri, almaktı. Fakat gittiğim teknoloji marketinde ki bu MediaMarkt oluyor, karşıma çıkmadı bu model. Ya da ben bulamadım :) Fakat bunun yanında çok geniş bir kulaklık standı vardı. Pek çok bilmediğim markanın yanında Sony, Philips…

İhtimalleri eledikten sonra başlıkta belirttiğim iki model arasında kaldım. Fakat çok düşünmem gerekmedi. İşte iki kulaklığın teknik özellikleri:

AKG k 321

Aralık: 13 Hz. – 23 KHz.

Hassaslık: 121 db.

Empedans: 16 ohms

Ağırlık(Kablo Hariç): 4 gram

Sennheiser CX 200 Street II

Aralık: 20 Hz. – 20 KHz.

Hassaslık: 110 db.

Empedans: 16 ohms

Ağırlık(Kablo Hariç): 5 gram

Görüldüğü gibi AKG k 321′in teknik özellikleri çok daha iyi. Fiyatlara gelince AKG 30 Euro, Sennheiser 29 Euroydu. Böyle olunca pek düşünmeden AKG’yi tercih ettim :) Şu ana kadarki performans da çok iyi. Yalnız Apple’ın kulaklığında olan gelen aramayı kabul etme, konuşmayı sonlandırma, sonraki şarkıya atlama gibi kontrolleri özlediğimi itiraf etmeliyim:)

iTunes vs. Songbird

Müzik dinlemek için iTunes kullanıyorum. Fakat dün, acaba iTunes’dan daha az RAM harcayan ama onun kadar da kullanışlı bir yazılım bulabilir miyim diye düşündüm ve ufak bir araştırma yaptım. Karşıma çıkan en güçlü iTunes rakibi Mozilla’nın Songbird yazılımıydı. Mozilla’nın ürünlerini halihazırda kullanıyorum, hepsini olmasa da birkaçını..

Songbird’ü indirdim ve kullanmaya başladım. Tabii önce kütüphaneyi oluşturması için 15 dakika beklemem gerekti. Fakat bu süre iTunes’da 1 saati buluyor belki de geçiyor. Bu Songbird için bir artı.. Açıldığında ilk başta sekerek çalıştı. Sonra kendine geldi, dört nala koşmaya başladı..

Fakat…

Songbird’ü yüklemeden önce iTunes’un harcadığı RAM miktarına baktım. 50mb’ı geçmiyordu. Songbird’ü yükledikten sonra birkaç kere, birkaç kere diyorum çünkü inanasım gelmedi ilk seferde, RAM testi yaptım. Sevgili Mozilla RAM harcamayı çok seviyor, Firefox’tan bunu biliyorum zaten. Songbird’ün de bu konuda maşallahı var, 100mb’ın altına düşmüyor harcadığı RAM.

Yarım saatlik kullanımdan sonra iTunes’a geri döndüm. Hem zaten yakında 9 versiyonu da geliyormuş. En iyi yol

bildiğin yoldur derler ya..

Bu arada Mozilla’ya da gıcık oluyorum yavaş yavaş. Firefox ilk başta 30 küsür mb ile başlarken RAM tüketimine, 1 saat sonra 120lere kadar çıkıyor.. Google’dan Chrome için daha stable bir sürüm bekler oldum.



Copyright © 2004–2009. All rights reserved.

RSS Feed. This blog is proudly powered by Wordpress and uses Modern Clix, a theme by Rodrigo Galindez.