Archived entries for Music

Boğaziçi Üniversitesi’nde Mayıs Etkinlikleri II

Etkinliklerin bir kısmından ilk yazıda bahsetmiştim.

İkinci kısımda ise Leman Sam konseri ve Sports Fest‘ten bahsedeceğim.

Leman Sam Konseri

Güney Kampüs Otoparkında gerçekleşecek olan konseri ben de sabırsızlıkla bekliyorum doğrusu. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Kulübü ile Kadir Has Üniversitesi Mühendislik Kulübü’nün düzenlediği konserin tüm gelirleri Yatılı İlköğretim Bölge Okulları’nda okuyan köy çocuklarının eğitimine katkı sağlamak için kullanılacak. Bilet ücretleri, Öğrenci: 10, Tam: 20. Kapıda alınan biletler ise 5 tl zamlı. Konserin başlama saati 19:30 görünüyor.Konser hakkında daha fazla bilgi için: http://www.facebook.com/event.php?eid=112888538728809

n121217264558718_2546Sports Fest

Sports Fest Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurlu tarafından her sene düzenlenen geleneksel bir spor festivali. Bu yıl 30.su düzenleniyor.

21 Mayıs Cuma: Kenan Doğulu & Bora Uzer, Güney Kampüs Otoparkı. Konserin Facebook linki şurada.

22 Mayıs Cumartesi: Cumartesi günü her Sports Fest’te olduğu gibi bu sene de Feribot Partisi var. Ferry Party gerçekten de şahane oluyor, benden söylemesi :)

23 Mayıs Pazar: Festivalin kapanış gününde Now or Never Party var. Ama henüz detaylar net değil. Şuradan takip edebilirsiniz.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Mayıs Etkinlikleri I

2005 yılının Eylül ayında başladığım güzel bir yolculuk çok büyük bir aksilik çıkmazsa önümüzdeki Haziran ayında sonlanıyor.. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki aktif hayatım sona eriyor. Bu yazıyı yazmamın sebebi bu güzel 5 yılı yad etmek veya anlatmak değil. Burada geçireceğim son baharda gerçekleşecek olan aktivitelerden bahsetmek istiyorum.

Yanlışım varsa bilen biri beni düzeltsin, sanırım Boğaziçi’nde gördüğüm en aktif bahar bu bahar olacak..

Taşoda Konserleri

İlk olarak 8-9 Mayıs haftasonunda gerçekleşecek olan Taşoda Konserleri var. Taşoda konserleri Boğaziç’inden veya dışından amatör müzik gruplarının iki gün boyunca Güney Meydan’da 45er dakikalık performanslarını sergiledikleri bir organizasyon. Geçen yıl bahar ayında en fazla eğlendim organizasyondu diyebilirim. Her ne kadar gruplar amatör olsa da müzikler gayet profesyonel. Eski yazıları karıştırınca geçen yılki Taşoda Konserleriyle ilgili şöyle bir yazımı buldum.

Bu seneki gruplardan iyi performans beklediklerim ve önerdiklerim: Iya Waves, Popcore, RHCP Tribute, Pavurya, Showband, Yavuz Çetin Project ve Vera..

Eventin Facebook sayfasından daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz: http://www.facebook.com/event.php?eid=114130461953806

Radyo Boğaziçi Fest 2010

Taşoda Konserlerinin ardından 12 Mayıs Çarşamba günü Radyo Boğaziçi’nin festivali başlıyor. Çarşamba günü Battle of Djs ile başlayıp Asmalımescit’teki partiyle sona riyor. Asmalımescit’teki partinin ayrıntıları henüz tam net değil. Perşembe günü ise Radyo Boğaziçi 7. Müzik Ödülleri Töreni gerçekleşecek. Ödül töreni saat 16:00-20:00 arasında Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği(BÜMED) üst bahçesinde yapılacak. Sonrasında da Vodafone sponsorluğunda Güney Meydanda gerçeklecek olan ücretsiz Athena konseri var.

Cuma günü Alternative Stage Concerts yine beklenmedik bir yerde karşılayacak Boğaziçilileri. saat 18:3-24:00 arasında gerçekleşecek olan konserlerde sahnenin nereye kurulacağı sürpriz. Son gün olan Cumartesi ise Jukebox, Çilekeş ve Şebnem Ferah konserleri var. Konserin ücreti 20 Tl. Otoparkta gerçekleştirilecek olan konserlerin Facebook sayfası şurada, Biletix sayfası ise burada.

Festivalin geneli hakkında bilgi veren Facebook sayfasının linki: http://www.facebook.com/event.php?eid=113007435400258

Yazının ikinci bölümünde Leman Sam konseri ve Sports Fest ayrıntıları yer alacak..

Yeni Nesil Online Müzik Servisleri

Artık bunu söylemek öyle çok büyük bir öngörü kabiliyeti gerektirmiyor; müzik ve video internete taşnıyor. Offline ortamlarda kullanılan medyalar gittikçe kullanışlılığını yitiriyor; DVD, CD, Kaset(hala kaset kullanan var mı?)… Tabii ki bu da beraberinde pek çok telif hakkı tartışmasını getirdi. Ben hiç bu telif hakkı meselesinden bahsetmek istemiyorum. Bunun yerine müzik internette nasıl satılıyor, bu konuya birazcık dikkat çekmek istiyorum:

Musicovery: Musicovery uzun zamandır kendisinden söz ettiriyor. İlk tanıştığımda ben de çok sevmiştim kendisini.. Yaklaşık 4 sene önce. Fakat Eylül başında yazdığım bir yazı Musicovery’yi artık neden beğenmediğimi açıkça anlatıyor. Musicovery 2009′un en iyi 50 Websitesi listesinde 33. olarak yer almıştı, bunu da hatırlatalım. Musicovery’nin farklılaştığı nokta kullanıcının ruh haline göre müzikler çalması.

Fizy: Türkiye’nin medar-ı iftiharı desek doğru olur sanırım. Özellikle de uluslararası basında hakkında yazılanlar göz kamaştırıyor. Fakat yine de eksiği çok. Farklılaştığı nokta istediğiniz şarkıyı, çoğunlukla videosuyla beraber, anında karşınıza getirmesi. Medyayı başka ortamlardan çektiği için telif hakkı gibi dertlerle uğraştığını düşünümüyorum. Fizy ile ilgili Sinan Ata’nın güzel bir yazısı..

Playlistnow.Fm: Musicovery’den bahsederken belirtmedim ama burada belirteceğim. Yakın zamanda artık şarkıların isimleri cisimleri değil, tarzları aranmalarında etkili olacak. Öyle ki, insanlar müzik dinlemek istediklerinde A sanatçısının B şarkısını değil de, “yavaş, dinlendiren şeyler dinlemek istiyorum” şeklinde arama yapacaklar. Bu nedenledir ki iTunes’taki “Genius” gibi yeni araçlar gittikçe popülerleşiyor. Ve otomatize edilmiş online DJ araçları ortaya çıkmaya başlıyor.

İşte Playlistnow.Fm de bu tarz bir servis. Bu websitesinde listeler arıyorsunuz. Örneğin “Love” kelimesini arattığınızda karşınıza aşkla ilgili playlistler çıkıyor. Bunlardan birini seçip dinliyorsunuz.. Yani kelime veya şarkı değil, “hal ve durum” araması yapıyorsunuz müzik dinlemek için.

Grooveshark: Grooveshark benim favori müzik dinleme aracım. Listeler oluşturup bunları paylaşabiliyorsunuz. Ses kalitesi hayli iyi. Tüm diğer servisler gibi Grooveshark’ta da VIP üyeliği var. Bu üyelik size daha geniş bir şarkı veritabanı sunuyor. Aynı zamanda reklamsız kullanıyorsunuz servisi.

Halihazırda bu saydıklarım gibi ücretli veya ücretsiz onlarca online servis var. Last.Fm, MOG bunlardan birkaçı..

Anlatmak istediğim şey ise telif hakkının artık ister istemez daha esnek bir hal alacağı. iTunes Store’da 1 dolara şarkı satıldığı zamanları biliyoruz. Diğer yandan özellikle Amerika’da bazı ev kullanıcılarına ibret olsun diye milyonlarca dolarlık cezalar kesiliyor, internetten müzik indirdikleri için.. Bu süreç yavaş ilerleyecek. Bu tip online müzik araçları arttıkça, ev kullanıcılarının mp3 arşivi yapmak gibi amaçları kalmayacak. Dolayısıyla telif hakkı tartışmaları da azalacak.

Aynı durum videolar için de geçerli. Özellikle diziler için.. Halihazırda belli ücretler karşılığında dizileri internetten izleyebiliyorsunuz. Fakat videolarda daha yüksek bant genişlikleri gerektiği için süreç daha da uzun sürecek.

Hem müzik, hem de videolar için ufak ücretlerle internetten orjinal içerik takip etmek mümkün gözüküyor. Önümüzdeki 5 sene içinde bu tip servisler önemini gittikçe artıracak. Fakat benim öngörüm bir yerden sonra bu sistemin de televizyon gibi işleyeceği. Şu anda TV’de izlediğimiz film-dizilerin telif hakları reklamverenlerin paralarıyla ödeniyor. Bir TV kanalının en büyük geliri şüphesiz reklamlar. Bu reklamverenler sayesinde biz ücretsiz olarak izleyebiliyoruz. İnternette ise durum ilk olarak son kullanıcının ufak ücretler(Film başına 2-3$ veya aylık 5$’lık üyelikler) ile finanse edilecek. Zaten bunun örnekleri şimdi bile var. Fakat daha da ilerde aynı televizyon gibi yine reklamveren bütçeleriyle durumun finanse edileceğini düşünüyorum. Sonuçta yine en karlı son kullanıcı çıkacak..

Musicovery; ağza göre şerbet veren online müzik hizmeti?

Bu yazıda tabii ki musicovery’nin ne olduğundan bahsetmeyeceğim. Zaten kendisi gayet ünlü ve bilinirliği yüksek bir servis. Hala merak ediyorsanız websitesine girdikten 13 saniye sonra anlayacağınızı düşünüyorum.

Musicovery geçenlerde yayınlanan “2009′un en iyi 50 Web Sitesihaberinde 33. sırada kendisine yer bulmuştu. Haberin de Times tarafından yaınlandığını belirtelim. Yani gayet önemli bir olay bu, Musicovery için. Fakat…

Yaklaşık 3 senedir aklıma geldikçe Musicovery’i açıp kullanıyorum. Birkaç gün kullandıktan sonra da bırakıyorum. Gözlemlediğim kadarıyla çoğu insanın davranışı da bu yönde. Musicovery Premium Membership özelliğiyle para kazanmaya çalışıyor. Premium üyelere sunduğu özellikler yüksek ses kalitesi ve daha kullanışlı bir arayüz.

Ama ben yine de Musicovery’nin nasıl ilk 50 içine girdiğini anlayabilmiş değilim. Neden mi? Continue reading…

AKG k 321 vs. Sennheiser CX 200 Street II

Uzun zamandır Apple’ın kulaklığını kullanıyordum. Fakat Apple’ın kulaklıkları pek dayanıklı değil, özellikle yumuşak dokuları çok çabuk parçalanıyor ve daha sonrasında bu durum sizi hayli rahatsız ediyor. Bu vesile ile aklımda olan güzel bir kulak-içi kulaklık alma fikrini hayata geçirmeye karar verdim.

Aslında aklımda olan şey Sennheiser’ın CX 300 modelini ki en yaygın modellerinden biri, almaktı. Fakat gittiğim teknoloji marketinde ki bu MediaMarkt oluyor, karşıma çıkmadı bu model. Ya da ben bulamadım :) Fakat bunun yanında çok geniş bir kulaklık standı vardı. Pek çok bilmediğim markanın yanında Sony, Philips…

İhtimalleri eledikten sonra başlıkta belirttiğim iki model arasında kaldım. Fakat çok düşünmem gerekmedi. İşte iki kulaklığın teknik özellikleri:

AKG k 321

Aralık: 13 Hz. – 23 KHz.

Hassaslık: 121 db.

Empedans: 16 ohms

Ağırlık(Kablo Hariç): 4 gram

Sennheiser CX 200 Street II

Aralık: 20 Hz. – 20 KHz.

Hassaslık: 110 db.

Empedans: 16 ohms

Ağırlık(Kablo Hariç): 5 gram

Görüldüğü gibi AKG k 321′in teknik özellikleri çok daha iyi. Fiyatlara gelince AKG 30 Euro, Sennheiser 29 Euroydu. Böyle olunca pek düşünmeden AKG’yi tercih ettim :) Şu ana kadarki performans da çok iyi. Yalnız Apple’ın kulaklığında olan gelen aramayı kabul etme, konuşmayı sonlandırma, sonraki şarkıya atlama gibi kontrolleri özlediğimi itiraf etmeliyim:)



Copyright © 2004–2009. All rights reserved.

RSS Feed. This blog is proudly powered by Wordpress and uses Modern Clix, a theme by Rodrigo Galindez.