Archived entries for Marketing

Twitter da 1. Tekil Şahıs Kullanmak

Türkiye’deki siyasilerin Twitter hesaplarında hep aynı şeyle karşılaşıyorum. Bazen 1. ağız, bazen de 3. ağız kullanılıyor.

Aslında Twitter’da değil, tüm iletişim araçlarında geçerli bu kural.. Sürekli tek bir ağızdan konuşmalısınız. Ağızdan kastım; 1. tekil şahıs veya 3. tekil şahıs tabii ki. Öykücülükle az çok uğraşmış olanlar bilirler. Bir şey yazarken bu iki ağızdan birini kullanırız.

Türkiye’den 3 kişiyi takip ediyorum:

Tayyip Erdoğan: Hep 3. ağız.. Sanki birini parayla tutmuş, o başbakan adına yazıyormuş gibi bir izlenim uyanıyor. Madem kendi adına “verified” bir hesabın var, o zaman başkası yazmasın, sen yaz. Fake account olsa diyeceğim ki sempatizanın teki yazıyor.. Ama durum official! Bir siyasi için en kötü Twitter iletişim methodu.

Abdullah Gül: Bazen aramızdan biri gibi yazıyor. Bazen de 3. şahıs ağzı kullanılıyor. Takipçilerinin kafasını karıştırıyor.

Ahmet Davutoğlu: Twitter’ı en düzgün kullanan kişi. Ama onun da 140 karakterle ilgili problemleri var, genelde sığdıramıyor, 2-3 parçaya bölüyor yazmak istediklerini :) Ama takip ettikçe gerçekten onun yazdığındann emin oluyorsunuz. Bir Twitter takipçisinin de en fazla önemsediği şey budur işte.

Markalar, Ajanslar; Bloggerlara Bunu Yapmayın!

Kaçıncı oldu hatırlamıyorum. Birkaç marka ve ajans ChatterboxTR‘daki iletişim formundan bana ulaşıyorlar. Belli bir ürün ya da servis hakkındaki basın bültenini, blog’umda paylaşmam için yolluyorlar.

Neden kızıyorum?

1. ChatterboxTR ürün ya da servislerden bahsedilecek bir blog değil. Önce bir blog’a göz atın, sizin markanızla ilgili bir şeyler burada yayınlanır mı diye bir sorun kendinize. Ondan sonra yollayın mesajınızı.

2. Direkt olarak bloggera; “Bakın böyle bir markanın şöyle bir ürünü var. Basın bülteni ve görseller de ekte. Anladın sen onu.” demeyin! Böyle derseniz, şayet ki doğru düzgün bir bloggersa, o kişi bu konu hakkında pozitif düşünceler yerine negatif görüşlerini yayar. Benim şimdi yapacağım gibi.

Mail ContactPlus tarafından gönderildi. Marka ise Özsüt. Hayatta sevdiğim iki pasta var, bir tanesi Özsüt’ün Aynası, diğeri de Venüs’ün karamelli pastaları. Ama bu hareketle Özsüt 1 puan geriye düştü.

Buyrun mailin ekran görüntüsü(Büyütmek için tıklayın):

ozsutOlan Özsüt’e oluyor.. Aradaki PR ajansı böyle bir hata yapınca ben PR ajansıyla ilgili değil, Özsüt’le ilgili konuşuyorum doğal olarak.

Peki ne yapmak lazım?

Yukarıda da söyledim: Önce bir blog’a göz atın, sizin markanızla ilgili bir şeyler burada yayınlanır mı diye bir sorun kendinize. Ha bir de “Bu bloglar çok iyi bir pazarlama-tanıtım amacı. Beleş ne güzel. Biz de bir şeyler yapalım mı bu konuda?” şeklinde sığ dileklerle markaların ajanslara yaklaşmaması gerekir.

P.S: Kimileri bu maildeki ajansı ve markayı açık seçik yazmama kızabilir. Halbuki gizlemek yanlış olur. Ondan sonra “Kardeşim Türk internet medyasının öğrenmesi gereken çok şey var daha!” demeye devam ederiz… Bloggler’lar da marka ile olan ilişkilerinde zan altında kalmaya devam ederler.

ÇiçekSepeti’nden Twitter’ın Canlı Kanlı Yanlış Kullanım Örneği

Çok uzun yazmayacağım.. Anneler günü dolayısıyla Çiçek Sepeti müşterileri epey sorun yaşadı. Sorunların temel sebebi anladığım kadarıyla çiçeklerin göründüğü gibi olmayışı, hatta soluk ve bitkin bir halde gönderilmesiydi.. (Daha öncesinde de spam maillerle ilgili bir sorun olmuştu.) Twitter’a yansıyanları buradan okuyun.

Benim derdim başka.. Madem müşterinle sorun yaşıyorsun ve madem müşterinle iletişim kurman için bir Twitter hesabın var..

ciceksepeti

  • Following hanen 0(sıfır!) olmayacak. En azından herhangi bir şekilde sorun yaşamış veya Çiçek Sepeti’ne kompliman yazmış olan müşterilerini takip etmeyi ve gerektiğinde teşekkür etmeyi gerektiğinde özür dilemeyi bileceksin.
  • Twitter hesabı açıp 2 ayda sadece 7 tweet girmeyeceksin. Bu bende “bir zamanlar açmışlar, sonra uğraşmaya tenezzül etmemişler” hissi uyandırır.
  • En önemlisi, madem Twitter hesabı var ve madem oradan “bir şeyler” yazabiliyorsun.. O halde Twitter’daki kullanıcılarını geleneksel bir iletişim olan(En azından Twitter’a göre) e-mail seçeneğine yönlendirmeyeceksin. Ya da o Twitter hesabını hiç açmayacaksın. E madem açtın, kullanamıyorsan kapatacaksın.

Yukarıdaki screenshot’tan görebilirsiniz, Çiçek Sepeti’nin Twitter’ı kullanım yönteminin ne kadar dahiyane olduğunu. Twitter’dan iletişim kurmak yerine oradaki insanlar sorunlarını çözmeleri için bir e-mail adresine yönlendiriyorlar.. Hmm, Twitter ile bunu yapmak hiç aklıma gelmemişti doğrusu.

Yeni Mecralarda Reklamcılık Sunumum

31 Mart günü Boğaziçi Üniversite’sinde LIT 412(Copywriting II) dersinde “Yeni Mecralarda Reklamcılık” üzerine bir sunum yapmıştım. Buyrun efendim;

BJ Cunningham, MikroPazarlama, Risk

BJ Cunningham‘ı ilk olarak 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen Brandmarker Uluslararası Öğrenci Kongresinde tanıdım. 5 gün süren çoğunlukla pazarlama odaklı konuları işleyen bu kongrede Keynote Speaker olarak yer alıyordu Cunningham. O zaman ben de İK üyesi olarak kongrenin düzenlenmesinde görev alıyordum ve görevim video kayıtları yapmaktı.

Cunningham’ın konuşmasını kayda alırken salonda tanıdık bir sima vardı; Mehmet Edwin Artemel. Üniversitenin İşletme bölümünde hoca olan Artemel, Boğaziçi’nde en sevdiğim hocaların başında gelir. Kendisinden aldığım Business Communications dersi çok şey katmıştır bana.

Artemel’le tanışıklığım sayesinde güzel bir muhabbete girdik. Konu Cunningham ve konuşmasıydı. Çok beğenmişti. O sırada kulüpten Cunningham ile röportaj yapılabileceği haberi geldi. O anda ben de Mehmet Hoca da sevindik bu habere. Hemen kamerayı toplayıp Kennedy Lodge‘da bir röportaja giriştik. Tabii ki soruları Artemel soruyordu =) Bense kamera başındaydım…

Burada bir es verip, Cunningham ve konuşmasından bahsetmek istiyorum. BJ daha genç yaşta tesadüf eseri zengin olmuş. Evet, tesadüf eseri, bunu kendisi söylüyor. Bir gün kolejdeyken para biriktirip henüz yeni aldığı bir arabaya adamın biri çıkıp çok iyi para teklif etmiş. O da düşünmeden satmış. Sonra bakmış güzel iş.. The Karma Connection isminde bir şirket kurup LA’den Londra’ya klasik araba ve Harley’ler ithal etmeye başlamış. Fakat bir süre sonra borsanın çökmesi sonucu iflas etmiş, kredi borcu batağına girmiş. İşte burada başlıyor asıl Cunningham’ın farklılığı.. Continue reading…



Copyright © 2004–2009. All rights reserved.

RSS Feed. This blog is proudly powered by Wordpress and uses Modern Clix, a theme by Rodrigo Galindez.