Bir Çay Vaktiyle Keyifli Bir Pazar Yazısı; Songül Sevim
13 Mayıs'ta bahsettiğim üzere Pazar Yazıları başlığı altında başarıya ulaşmış insanlardan bahsedeceğim. İlk Pazar Yazısı da Etiler'deki Natal Fiz. Ted. ve Reh. Merkezi'nin kurucusu ve sahibi Songül Sevim hakkında. Üniversitede almış olduğum "Small Business Management" dersi çerçevesinde görüşme fırsatı bulduğumuz Songül Hanım üniversiteyi Ankara'da okumuş. Üniversiteyi bitirdiği zaman çok şey öğrendiğini ve yeterince donanımlı olduğunu düşünmeye başlamış. Fakat daha sonra iş hayatındaki tecrübeleri arttıkça bu düşünce değişmiş. Bunu şöyle ifade ediyor kendisi; "Üniversiteyi bitirdiğimde çok şey öğrendiğimi düşünerek iş başvuruları yapmaya başladım. daha sonra fark ettim ki bana harfleri öğretmişler. Mezun olduktan 5 yıl sonra bu harflerle kelimeler kurmayı, 10. yılımda cümle kurmayı öğrendim. 15. yılımda da bunlara anlam katmayı öğrendim."
Sohbetimizde çoğunluk kişisel bir girişimi nasıl yönetmek gerektiği üzerineydi. Her işte olduğu gibi, kendi işinizde de her şeyinizi yaptığınız şeye adamak gerektiğini üstüne basarak vurguladı Songül Hanım; "İşe kendinizi katacaksınız ve işi kendi üslubunuzla yapacaksınız. Hangi işi yaparsanız yapın, kendinizi adayarak o işi yapın." Bu sırada bana çok ilginç gelen bir cümle sarf etti: "Para odaklı çalışmazsanız para size mutlaka dönecektir." Yani bir insanın manevi olarak kendisini yaptığı işe adaması, mutlaka maddi olarak ona geri dönecektir. Bu konuyu FriendFeed'de Burcu
Tüzün'ün bir post'una yorum olarak yazmıştım. Sevgili Müge Cerman da bu görüşe kendi yorumunu getirmişti, buraya eklemek istiyorum; "Para odaklı çalışmazsan parasana döner" yazmış ya Afşın Üstad, aslında pek öyle olmuyor, ama bu şekilde çalışınca para yerine insan biriktiriyorsun, böylece zor günlerde yardımına koşan, seni arayıp soran, mutlu olman için çabalayan insanlara sahip oluyorsun. İnanın Karun Hazineleri veremez bu mutluluğu sizlere."
Bireyin kendisini yaptığı işe adaması konusunda hemfikir olduk. Sıra birlikte çalıştığımız insanlara gelince Songül Hanım'ın tecrübeleri canlandı, biz de büyük bir iştahla dinlemeye devam ettik tabii ki. Öncelikle ne biliyorsak bilelim, bildiklerimizi ve öğrendiklerimizi prensiplerimiz üzerine yapılandırmamız gerektiğini vurguladı. "Neden?" diye sorduğumda aldığım cevap gayet açıklayıcıydı; "Çünkü arabaları, evleri kaybedebilirsiniz ama edindiğiniz prensiplerinizi ve değerlerinizi kaybetmezsiniz." Fakat her zaman prensipler yetmiyor tek başına. Hepimiz biliyoruz ki yanımızdaki insanların da prensipleri ve sorumluluk duygusu olması lazım. Songül Sevim bu konuda bir işi kurmadan önce, ekibi kurmayı öneriyor. Çünkü diğer türlü birlikte çalışacağımız insanları, eğer imkanımız varsa, sağlıklı bir şekilde seçemeyeceğimizi belirtiyor; "Çünkü doğru insanı seçmek iş hayatı için çok önemlidir!"
Doğru insanı seçmeyi Songül Hanım'ın bu kadar önemsemesini arkasında yatan bir şey var aslında. Bunu, sohbetin sonuna doğru, konu kendisinin kariyerine gelince anladım. Kendisini ifadesi bu en iyi açıklar sanırım; "İdeallerimdeki noktaya ulaşamadım. Bunun birkaç sebebi var; başka Songül Sevim'ler bulamadım. Oturduğum sandalyeye oturtacak kimseyi bulamadım ve o sandalyeye mahkum kaldım. Bu sebeple bir üst sandalyeye geçemedim."
Songül Sevim ile gerçekleştirdiğimiz 2 saatlik bu sohbet gerçekten çok keyifliydi. Sadece iş hayatında değil, genel olarak hayatta edindiği tecrübeleri çok samimi bir şekilde bizlere aktarması çok yararlı oldu. Ben de bunları burada okuyanlara aktarmak istedim. Haftaya yazmayı düşündüğüm Pazar Yazısı Ulus'ta yer alan Sunset Restoranın sahibi Barış Tansever'le ilgili olacak, umarım.


