Lamborghini Aventador

Lamborghini Aventador from Sehsucht™ on Vimeo.

 

Lamborghini, tasarımı her zaman agresiflikle birleştirmiştir. Bu videoada da Lamborghini'nin belki de şu ana kadar tasarladığı en iyi otomobil ve belki de en iyi reklam filmi... HD'de izlemeniz şiddetle tavsiye edilir.

Sirket İçi Ölçek Ekonomisi

Eğer bir şirketin gelir kaynağı/müşteri sayısı artiyor ama ayni zamanda giderleri de ayni oranda artiyorsa, o is modeli ya olceklenebilir degildir ya da yanlis yonetilmektedir.

Ben ikinci ihtimali degerlendirmek istiyorum: ölcek ekonomisini yonetmek.

Sirketin satislari, gelirleri artiyor. Fakat her yeni satis kanalinda ya da gelir kaynaginda ayni oranda bir masraf kalemi peydah oluyor. Ne yaparsiniz?

1- masraflari azaltmak: evet bu cozum sirketlerin her sorunu icin sunulabilecek bir cozum, o nedenle uzerinde durmaya pek gerek yok. Bir nevi joker. Bankalarda calisanlar bunu en iyi bilenlerden.

2- musteri sayisini/gelir kaynagini degil, kaynak/musteri basina elde edilen geliri artirmak: ne anlama geliyor? Sirketinizin gelirini saglayan 5 musteriniz var. Ozellikle emek-yogun bir is yapiyorsaniz musteri sayisini 7-8e artirmaktansa mevcut musterilerden daha fazla gelir saglamak sirket ekonomisinin olceklenebilmesine, karliligin artmasina daha fazla katki yapacaktir.

3- mevcut is gucunden alinan verimi artirmak: belki de olceklemenin en kritik noktasi. Zaten olcek ekonomisinin altinda yatan sey. Musteri sayisi/gelir kaynagi arttikca ozellikle is gucu masrafini da ayni oranda artirmamak olcekleme sayesinde karliligi artirmanin en onemli yolu. Bunun icin de mevcut is gucunden daha fazla verim almak gerekiyor, tabii ki yasal kosullar dahilinde:)

Buradaki maddeler tamamen kisisel cikarimlarim. Daha tecrubeliler burada yazilanlarin bir dayanagi olmadigini ya da ise yaramayaagini iddia edebilirler. Bu durumda ben de isin dogrusunu ogrenmek isterim acikcasi:)

Bir Şeyler Yap!

How_to_execute_a_perfect_lead_nurturing_campaign

Fatmanur Erdoğan'ın yenilikçilik hakkında yazdığı şu yazıyı okuyordum. Harvard'ın yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını da yorumlayarak güzel bir yazı çıkarmış ortaya Fatmanur Hanım. Yazıyı okurken şu cümleyi okuduktan sonra alıntılamak istedim:

Basit gördüğünüz geliştirmelere, yeniliklere yaklaşımınız “Bunu bende yapardım, ne var ki?” ise, bundan sonra bir kez daha düşünmenizi öneririm. En azından yapılan işin basitliğine saygı göstermeyi denemenizde fayda var.

Bu cümleyi okuduktan sonra gerek yakınımda gerekse de ara sıra görüştüğüm arkadaşlarımda bu yaklaşımın varlığını fark ettim. Beğeni kazanan herhangi bir işin aslında çok da zor olmadığını, kolayca yapılabileceğini düşünen insanlar. Ve daha da acısı, evet, bazen benim de aynı yaklaşıma sahip olduğum oluyor.

Sonra aklıma başka bir yazı geldi: Ideas are just a multiplier of execution. Asla ve asla kısayollardan silinmemesi gereken bir yazı. Fikirlerin ve ifa etmenin derecelerinden ve kendi aralarındaki kombinasyonlarından bahsediyor. Ve sonuçta en kötü fikrin en iyi ifayla bile başarılı olabileceği sonucuna ulaşıyoruz.

Şimdi en başta bahsettiğim yaklaşımla, bu yazının anafikrini birleştiriyorum kafamda: Yapılan bir işe, yeniliğe, gelişime karşı ¨Bunu yapmakta bir şey yok, atla deve değil ki, ben de yaparım¨ düşüncesinde kaldığımız sürece... aslında bu cümlenin sonu sürpriz değil; aynı yerde kalmaya devam edeceğiz. Ya da şöyle sorayım: İyi bir işe imza attınız, bazı otoritelerden ya da etrafınızdakilerden de beğeni gördünüz ve bunları okuyan ya da duyan biri evinde otururken ya da çalışırken, konu hakkında muhabbet ederken ¨Valla iyi yapmış güzel yapmış da çok zor bir şey değil yani şimdi şu şöyle olsa ben de yapardım bunu zaten, hatta daha önce buna benzer şöyle bir şey de düşünmüştüm¨ diyor.

Hmm..

Facebook Ünlüleri

Facebook, doğası gereği kendi ünlülerini de yaratıyor. Özellikle Türkiye'de 20 yaş altı kitlenin çok takip ettiği şiir, güzel söz vs. yayınlayan şahıs sayfaları ve profiller revaçta. Bugün şöyle bir şey fark ettim:

Aviary_facebook-com_picture_1
3 arkadaşım Chris Hughes'un gönderilerine abone olmuş. Diğer yandan 17.215 kişi de Emre Bozkurt'a. Kendisi LCW'de satış danışmanı. Görünen o ki, genç yaşta güzel bir kitle yaratmış kendisine :)

IPZ 2011 Ne Kadar İnteraktif?

İnteraktif Pazarlama Zirvesi bu yıl 21 - 22 Eylül günlerinde düzenleniyor. 1. gününde etkinliğe gitme şansım oldu. Katılan şirketler bakımından hayli yoğun bir programa sahip zirve. Her yıl daha da büyüyerek ilerliyor. Bu yıl ilk defa Lütfü Kırdar da düzenleniyor. Aslında bu, interaktif pazarlamanın Türkiye'de geldiği nokta açısından önemli bir gelişme. Bu ala ayrılan bütçeler her yıl artıyor, bu alandaki işgücü ihtiyacı ve arzı her yıl artıyor.

Zirve hakkında garip olan tek nokta, etkinlik programının websitesinde yer almaması. Giriş ücreti olarak 500 TL'den fazla ücret talep eden bir organizasyonun (önceki yıllardaki tecrübelerini de düşünerek) programı sitede yayınlamamasını aklım almıyor. Programı öğrenmek için telefon eden insanlar tanıyorum. Adı interaktif olan bir etkinliğin böyle bir şeyi tecrübe ettirmesi garibime gidiyor.

Program1
İlk günde benim aklımda kalan en önemli nokta, tüm reklam harcamalarında interaktif pastanın %7.8 olması. %10'ların üzerine 2015 yılında çıkacağımız öngörülüyor. Hislerim bunun o kadar uzun sürmeyeceği yönünde.

Umarım seneye daha büyük bir zirvede, daha fazla katılımla, daha interaktif bir şekilde buluşuruz.

Affilatte - Türkçe Affiliate İçerik

Affilatte_logo
Geçtiğimiz hafta içinde Türkiye'nin ilk Affiliate Marketing blogunu yayına aldık; www.affilatte.com. Bu blogda Gelirortaklarından Deniz Gürbüz ile birlikte içerik üreteceğiz. Tabii ki içeriğe katkıda bulunacak insanlar olacaktır. Yani en azından aldığımız sözler var :=)

Affiliate Marketing hakkında daha önce kendi blogumda yazdığım yazılar vardı. Fakat bu ortamında kişisel olması nedeniyle Affiliate yazıları arada kaynayabiliyor. Bunun da dışında, okuyucuların kafası karışabiliyor. Bir yazıda affiliateden bahsederken bir sonrakinde çok beğendiğim bir afişten bahsedebiliyorum. Oysa affiliate konusu uçsuz bucaksız bir derya ve kendine özel bir bloga sahip olmayı hak ediyor.

Diğer bir sebep de bu konuda Türkçe kaynağın neredeyse olmaması. Son 6 aydır pazarda gözle görülür bir hareketlilik var. Diğer yandan reklamverenlerde ve yayıncılarda bilinç problem var. Bu da ancak içerik ve tecrübeyle aşılır.

Kısa keselim; affilatte.com'da yazdığımız ilk yazıya göz atıp, sonrakileri beklemeye koyulabilirsiniz.

 

Başarılı CEO'lara göre başarının 5 faktörü

Capital
Capital'in Ağustos ayında açıklanan ilk 500 raporuna göre yıllık ciroya göre son 1 yıldan 5 yıla kadar olan sürede en fazla büyüme gerçekleştiren şirketlerin CEO'larına göre başarının 5 faktörü:

1- Doğru yatırım yapmak

2- Takım ruhuna inanmak

3- Agresif ve Özgün Stratejiler

4- Hep global düşünmek

5- Tüketici odaklı olmak

Bu liste çoğunlukla offline marketlerde başarı yakalamış şirketlere ait(Ulaşım, parekende, enerji vs.). Peki online pazarlarda başarının 5 faktörü nedir? Veya yukarıdaki 5 faktörü online pazarlara göre sıralasak nasıl olurdu?

Benim ilk 5'im şöyle:

1- Doğru takım: Her zaman doğru kişilerle çalışmak. Hatta bir ¨Winner Team¨e sahip olmak. (Rocket Internet buna örnek gösterilebilir.)

2- Uygulama (Execution): Özgün fikirler veya stratejilerden ziyade, fikir her ne olursa olsun onu uygulamak daha önemli. (Gilt'in Türkiye versiyonu olan Markafoni mesela.)

3- Hız: Çok hızlı hareket eden bir pazarda, çok hızlı hareket etmek kritik. Başarıya ulaşması muhtemel olmayan bir projeyi kapatmak gibi mesela. (bkz. Modajenik)

4- Kullanıcı odaklılık: Uğur Özmen'e göre Kullanıcı değil Müşteri odaklılık. Yemeksepeti bunun en başarılı örneği. Online dünyada kullanıcı kral!

5- Trendsetting: Trendleri takip etmek yeterli olabilir fakat trendleri oluşturan olduğunuzda ivme muhteşem! (Trendyol'un moda konusunda yaptıkları örnek olabilir bu maddeye.)

Siz bu 5 faktörü nasıl listelersiniz?

 

Öne Çıkanlar - 28 Ağustos 2011

Google Reader'dan gözüme takılanlar...

comScore: Türk İnternet Kullanıcılarının Yaklaşık Yüzde 82'si Blog Ziyaretçisi: Kitap okumayı pek sevmeyen bir ülke olarak %82'mizin blog okuması sevindirici. Haberde Türkiye'nin ayda ortalama kaç dakika blog okuduğunu da görseydik güzel olacaktı.

Bir Facebook Hayranının Anatomisi [İnfografik]: Facebook'taki sayfa hayranına ilginç bir yaklaşım olmuş. Fanları kategorize ederek markanızın ne kadar engagement yarattığını ölçebilirsiniz.

Samwer Kardeşlerin İnkübatör Şirketi Rocket İnternet Türkiye Pazarına Dikey Alışveriş Siteleri İle Yerleşiyor: Rocket Internet, girdiği pazarlarda gerçekten de roket hızında yükseliyor. Türkiye'de de e-ticaret projeleri son 1 yıldır ciddi artış içinde. Henüz internetten alışveriş için elimizi kredi kartına istenilen seviyede götürmüyoruz. Bu da fırsatların hala var olduğunu gösteriyor. Bana göre de fırsat daha çok dikeylere yönelik yapılan projelerde yatıyor. Beymen, Pabbuc, Zizigo, Aksesu bunlara örnek gösterilebilir. Bunun yanında offline markaların kendi e-ticaret kanallarını açması da tam bu dönemde hızlandı. Bakalım savaşı kim kazanacak; marka bilinirliği yüksek offline markalar mı yoksa hizmet ve pazarlama konusunda güçlü olan yeni e-ticaret siteleri mi?

Türkiye'de E-Ticaret Tüketicisinin 2011 Yılı Tercihleri: E-ticaret sektörü için çok önemli bir araştırma. Sonuçları gayet somut fikirler veriyor. Giyim, %28'le en fazla alışveriş yapılan kategori. Ardından elektronik geliyor. Kim demişti ¨Kimse internetten kıyafet almaz!¨ diye?

Cadillac Ciel, The Past of the Future?: Geleceğin bugünkü hali! İlk gördüğümde konsept olduğunu düşündüm fakat Cadillac bu arabayı üretmiş! İnanılmaz göz alıcı..

(download)

 

 

 

Steve Jobs'ın ardından Apple

205729-steve-jobs-1984-macintosh-1
Henüz geçen hafta Nasdaq'ta Apple, dünyanın en değerli şirketi ünvanını elde etti. Bu bir teknoloji şirketi için çok önemli. Sanayi devriminden bu yana karşılaştığımız en büyük değişiklik teknoloji. Apple'ın dünyanın en değerli şirketi olması da gerçekten bir şeylerin değiştiğinin göstergesi.

Bugün ise Apple eski CEO'su Jobs'ın istifa ettiği haberi geldi. Daha önce de istifa etti Jobs. Geri gelir mi bilinmez. Fakat Apple'ın bir yerde Jobs olmadan hareket etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Belki de biliyordur, henüz görmedik, bilmiyoruz. Ama bir tedirginlik olduğu açık.

İnsanlar Apple ürünlerinin eskisi gibi olup olmayacağını soruyorlar. Ya da ¨Apple, Jobs olmadan daha iyi bir iPhone üretebilecek mi?¨ diyorlar. Apple'ın asıl işi, Jobs yönetiminde üretilen ürünleri geliştirmek olmamalı. Bunun yerine Jobs'ın getirdiği yönetim ve şirket kültürünü, teknolojinin sadece teknolojiden ibaret olmadığı gerçeğini, ürünlerin her zaman entelektüel ve artistik taraflarının olması gerektiğini taşımaya devam etmeli.

John Gruber, Jobs’s greatest creation isn’t any Apple product. It is Apple itself diyor. Umarım Jobs'ın yarattığı bu Apple, aynı üretim ve işletme anlayışıyla devam eder.

TotalBall: Keyifli bir futbol blogu

2 sene öncesine kadar futbol ile çok içli dışlıydım. Taraftarı olduğum takımın üniversite grubunun kendi üniversitemdeki temsilcisi olacak kadar. Fakat bir taraftar olarak düzgün bir futbol maçı izleme isteğimin stadlar, kavgalar, gürültüler, pislikler, futbolcular, yöneticiler tarafından köreltilmesiyle tutkum gittikçe zayıfladı. Hala futbol maçı izliyorum, sadece keyif almak için. Bir de şu blogu okuyorum: http://totalball.blogspot.com/

Bir futbol tutkununun, futbolu sadece fultbol olduğu için seven birinin blogu. Aslında tam bir ¨corporate¨ insanı, aynı zamanda TamSaha yazarı. Boş vakitlerinde North Shield'a giderek Arsenal - Liverpool maçı izleyen bir arkadaş.

Zaman buldukça yazılarını okuyun, futboldan anlamanız veya onu sevmeniz gerekmez. Başucu öyküleri derler ya, onun gibi bu yazılar da.