Latest Entries

Twitter da 1. Tekil Şahıs Kullanmak

Türkiye’deki siyasilerin Twitter hesaplarında hep aynı şeyle karşılaşıyorum. Bazen 1. ağız, bazen de 3. ağız kullanılıyor.

Aslında Twitter’da değil, tüm iletişim araçlarında geçerli bu kural.. Sürekli tek bir ağızdan konuşmalısınız. Ağızdan kastım; 1. tekil şahıs veya 3. tekil şahıs tabii ki. Öykücülükle az çok uğraşmış olanlar bilirler. Bir şey yazarken bu iki ağızdan birini kullanırız.

Türkiye’den 3 kişiyi takip ediyorum:

Tayyip Erdoğan: Hep 3. ağız.. Sanki birini parayla tutmuş, o başbakan adına yazıyormuş gibi bir izlenim uyanıyor. Madem kendi adına “verified” bir hesabın var, o zaman başkası yazmasın, sen yaz. Fake account olsa diyeceğim ki sempatizanın teki yazıyor.. Ama durum official! Bir siyasi için en kötü Twitter iletişim methodu.

Abdullah Gül: Bazen aramızdan biri gibi yazıyor. Bazen de 3. şahıs ağzı kullanılıyor. Takipçilerinin kafasını karıştırıyor.

Ahmet Davutoğlu: Twitter’ı en düzgün kullanan kişi. Ama onun da 140 karakterle ilgili problemleri var, genelde sığdıramıyor, 2-3 parçaya bölüyor yazmak istediklerini :) Ama takip ettikçe gerçekten onun yazdığındann emin oluyorsunuz. Bir Twitter takipçisinin de en fazla önemsediği şey budur işte.

Bira’nın Tarihi (Infographic)

Internette dolaşırken çok garip infographicler çıkıyor karşıma.Infographic kısaca birbirine bağlı bilgi yumağının grafik ile anlatılması..

Yukarıda is biranın tarihini görüyorsunuz.. Milattan önce 9000′lerden başlayıp günümüze kadar geliyor.. Daha büyüğü için şu linki kullanın: http://www.manolith.com/2009/04/15/history-lesson-the-story-of-beer/

İşyerinde Verimlilik

Çalıştığınız ofiste verimliliğinizi etkileyen yüzlerce faktör var; çevreseldönemselkişisel.. Ama bugün en önemlisinin kişinin psikolojisi olduğunu fark ettim. Psikolojinin seyrinde o veya bu sebepten dolayı bir negatiflik varsa, Google veya Facebook ofisinde dahi bu kafayla verimlilikten bahsetmek mümkün değil.

Bu sebeple işyerlerinin en önemli amaçlarından biri çalışanın Mood‘unu en üst seviyede tutmak için bir şeyler yapmak olmalıdır. Neler yapılabileceği hayal gücüyle sınırlı, ama zaten aşmış şirketlerdeki İK’cı arkadaşlar zaten artık özlük dosyalarıyla değil, bunlarla uğraşıyorlar.

Daha önce ise iş yerlerinde günde 8-9 saatlik parçalı çalışmaktansa 5 saat yoğun ve agresif bir çalışma tercih edilebilir diye düşünüyordum. Bu düşüncem hala geçerli, pratikte olur mu bilmem.

Markalar, Ajanslar; Bloggerlara Bunu Yapmayın!

Kaçıncı oldu hatırlamıyorum. Birkaç marka ve ajans ChatterboxTR‘daki iletişim formundan bana ulaşıyorlar. Belli bir ürün ya da servis hakkındaki basın bültenini, blog’umda paylaşmam için yolluyorlar.

Neden kızıyorum?

1. ChatterboxTR ürün ya da servislerden bahsedilecek bir blog değil. Önce bir blog’a göz atın, sizin markanızla ilgili bir şeyler burada yayınlanır mı diye bir sorun kendinize. Ondan sonra yollayın mesajınızı.

2. Direkt olarak bloggera; “Bakın böyle bir markanın şöyle bir ürünü var. Basın bülteni ve görseller de ekte. Anladın sen onu.” demeyin! Böyle derseniz, şayet ki doğru düzgün bir bloggersa, o kişi bu konu hakkında pozitif düşünceler yerine negatif görüşlerini yayar. Benim şimdi yapacağım gibi.

Mail ContactPlus tarafından gönderildi. Marka ise Özsüt. Hayatta sevdiğim iki pasta var, bir tanesi Özsüt’ün Aynası, diğeri de Venüs’ün karamelli pastaları. Ama bu hareketle Özsüt 1 puan geriye düştü.

Buyrun mailin ekran görüntüsü(Büyütmek için tıklayın):

ozsutOlan Özsüt’e oluyor.. Aradaki PR ajansı böyle bir hata yapınca ben PR ajansıyla ilgili değil, Özsüt’le ilgili konuşuyorum doğal olarak.

Peki ne yapmak lazım?

Yukarıda da söyledim: Önce bir blog’a göz atın, sizin markanızla ilgili bir şeyler burada yayınlanır mı diye bir sorun kendinize. Ha bir de “Bu bloglar çok iyi bir pazarlama-tanıtım amacı. Beleş ne güzel. Biz de bir şeyler yapalım mı bu konuda?” şeklinde sığ dileklerle markaların ajanslara yaklaşmaması gerekir.

P.S: Kimileri bu maildeki ajansı ve markayı açık seçik yazmama kızabilir. Halbuki gizlemek yanlış olur. Ondan sonra “Kardeşim Türk internet medyasının öğrenmesi gereken çok şey var daha!” demeye devam ederiz… Bloggler’lar da marka ile olan ilişkilerinde zan altında kalmaya devam ederler.

Türkiye’deki Siyasi Partilerin İnternet Sitesi Kullanımı Üzerine Bir Araştırma

Bu dönem Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünden mezun oluyorum. Mezun olabilmek için son dönemde bir bitirme projesi hazırlamak gerekiyor. Açık söyleyeyim, bölümde gerçekleştirilen bitirme projelerinin neredeyse yarısı “sadece bitirmek için” yapılıyor.

Ben ise bölümden bir arkadaşımla birlikte başlıktan da okuduğunuz gibi Türkiye’deki Siyasi Partilerin İnterneti Kullanımı üzerine bir araştırma yapıyorum. Bu projeye Doç. Dr. Aslıhan Nasır danışmanlık yapıyor. Buna benzer bir proje bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de daha önce yapılmadı. Dünya genelinde ise bu tip araştırmalara ABD ve İngiltere öncülük ediyor. Onların dışında ciddi araştırmalar yapılan ülkeler çok fazla değil.

Biz ise bu konunun öneminin farkındayız, ve ilk adımları atmak istiyoruz. Önümüzde seçimler var.. İnanıyoruz ki siyasi partiler tarafından da ciddiyetle değerlendirilecektir bu çalışmanın sonuçları.

Proje kapsamında bir anket çalışmamız var. Sizden ricam bu anketi doldurmanız. Aynı zamanda ciddiyetle doldurabileceğini düşündüğünüz tanıdıklarınıza yaymanız. Anketin linki şurada: https://spreadsheets.google.com/viewform?hl=tr&formkey=dEFjQ2U3bjNlbW9hdGNyRVIwTVdkZFE6MQ

Projeyle ilgili sorularınız veya yorumlarınız olursa bu yazıya yorum olarak iletmenizi bekliyorum.



Copyright © 2004–2009. All rights reserved.

RSS Feed. This blog is proudly powered by Wordpress and uses Modern Clix, a theme by Rodrigo Galindez.